Yüksek sevgiden doğan yüksek hürmet

Tarih: 13 Mayıs 2011

Tam tersi de olabiliyor, ehli dünya insanlar arasında yüksek sevgiden çirkinlikler doğabiliyor. Yazımın konusu ehli dünya değil, ehli islam.

Bir blog yazısına gelen yorumlarda müslümanlığımız adına üzücü polemikler gördüm. Muhalif müslümanları hedef göstermek gibi olmasın diye yazının linkini vermek istemiyorum.

Blog yazarı hanımefendi peygamber efendimizin sağ el ile yemek gerekliliği hakkındaki hadisini konu etmiş, savunuyor, karşı değil. Ama gelen bir iki kişi kısır anlayışları ile karşı çıkmış.

Bir yazıya iki muhalif yorumu niçin önemsediğime gelince: Çünkü çok iyi biliyorum ki öyle muhaliflerin sayısı çok fazla. Bu hal, aşağıda yazdığım gibi bütün dünya müslümanlarının büyük ve dehşetli bir kaybının göstergesidir.

İslam sevgi, barış, huzur dinidir. Peygamber efendimize gerçek sevgi şarttır. Önceki semavi dinlerde olduğu gibi islamda da “peygambere sevgi” çok büyük önem taşır ve müslümanlığın püf noktasıdır. Allahın dininde peygamber efendimize sevgi esas kılınmıştır. Kuranda apaçık ayetler var. Sünnetullah bunu gerektiriyor, bunu şart koşuyor.

Kimde peygamber efendimize “yüksek sevgi” var, onda iman var. Kimde o sevgi yok, onun imanı tartışılır bir meseledir.

Yüksek sevginin ise alametleri var. Kişi çok sevdiği kişiye çok da hürmet gösterir. Hele o kişi müslümansa ve sevdiği kişi peygamber efendimiz ise, hürmet muazzam bir hürmettir. Sevilenin en küçük bir hatırı bile en büyük bir emir gibi olur. Sevgi böyle bir şeydir.

Peygamber Efendimiz (sav) bir defasında Hz. Ömer’e: “Ey Ömer! Beni ne kadar seviyorsun?” diye sormuş.
“Ya Resulallah, anamdan, babamdan, evladımdan seni çok seviyorum. Nefsim hariç.”
Resulullah (sav): “Ya Ömer, gerçek bir mümin olmadın” deyince Hz. Ömer: “Ya Resulallah, seni nefsimden de çok seviyorum.” demiş.
O zaman peygamber efendimiz “Ya Ömer, şimdi gerçek mümin oldun. Allah Resulünü kendi nefsinden çok sevmedikçe kamil mümin olamazsın.” diye cevap vermiş.

Şimdi, böyle kötü bir zamanda, bozuk bir çevrede insan islam dinine göre yaşıyamıyor olsa bile en azından (imanı varsa) “sevgi”ye ve hürmete muhalif olmaz. Bir de muhalif ise imanı ne durumdadır acaba? Gaybı bilir gibi konuşmak istemem ama onca ayetler ve hadisler ışığında böyle kişilerin durumunun ne kadar tehlikede olduğu gayet açık.

Sevgi gitmiş, saygı gitmiş, edep gitmiş, hürmet gitmiş. Ben solağım diyorlar inat ediyorlar. Kendi solaklıklarını islam dininden uzak olmak için alet ediyorlar. Ben de solağım ama ne olursa olsun, kimlerin yanında olursam olayım daima çatalı kaşığı sağ elimle tutarım öyle yemek yerim. Bunda ne zorluk var ki? Yemek yemek zaruri bir ihtiyaçtır. Keyif sürmek, şölen yapmak vesilesi olmamalı. Hatta solaklara zor geliyorsa bu bile sağ el ile yemede her gayretimizde bize peygamber efendimizin güler yüzünü hatırlatan bir vesiledir. Bu açıdan bakarsak solak olmak cidden çok büyük bir şereftir.

Ayrıca, solak olmadıkları halde bıçak kullanılan yemeklerde batı kültürüne uymak için insanlar sol eliyle yemek yiyor, zorluk çekiyorlar; o sırada yemekten keyif almayı değil, gayrimüslimlere “yaranmayı” hedeflemiştir. Bu müslümanlar peygamber efendimize yaranmayı hiç düşünmez, gerekli görmez. Gayrimüslimlere yaranmayı daha şereflice bulurlar.

O blog yazısının altına, hadislere inanmayıp uydurma diyenlere şöyle bir cevap yazdım:
Öyle hadisler vardır ki anlayabilmek için yüksek bir sosyal zekâ ve yüksel bir ileri görüş melekesi sahibi olmak gerekir. Kişisel birikimlerimize göre bazı hadislere uydurma diyebiliyoruz ama sonuçlarında neler vardır diye düşünemiyoruz. Bakın mesela çok küçük bir örnek, buradaki hadis sayesinde günümüzde kim peygamber efendimize gönülden bir sevgi ile bağlı, kim batı kültürünü daha önemsiyor da bin küsür yıllık milli tarihini görgüsünü ananelerini, hatta peygamber efendimizin hatırını bir çırpıda terk ediyor.. Söz konusu hadis bunları da ortaya çıkarıyor. Anlatabildim mi bilmiyorum. Hiçbir şey göründüğü hal ile bağımlı değil, hiçbir şey bizim anlayış kabulleniş özelliğimize göre doğru veya yanlış değil.

Yani bazı hadislere çoğumuz düz mantıkla ne gerek var diyebiliriz ama bakın bize ne kadar önemli sevgi sorgulamalarının kapısını açıyor.

Açıklamalar:
1- Okuduğunuz yazı hakkında sorunuzu veya yorumunuzu aşağıya yazabilirsiniz.
2- Yazılarımı RSS ile takip edebilirsiniz.
3- Tüm yazılarım kendi tecrübelerimin ve araştırmalarımın eseridir.

Yukardaki yazı ile ilgili ek bilgiler ve yorumlar:

  1. Râna dedi ki:

    Seven sevdiğinin boyasına boyanır. Öyle olması da beklenir. Lakin şöyle de bir durumumuz var:

    Kimimiz sadece aileden duyduklarımız, gördüklerimiz doğrultusunda bir islam bilğisine ve sevgisine sahibiz. Kimimiz de, sadece bununla yetinmeyip okuyup öğrenmek ve bunu yaşamımıza katmak gayretindeyiz. İkinci kısımda olan kişilere öğrendiklerini hayata geçirmek çok daha kolaydır. Ama sadece ailesinden gördükleri ve duyduklarıyla yetinip ince detayları çok da fazla bilmeyenlere ilk defa duyduklarını uygulamak biraz daha zordur. Bu zamana kadar gördüğünü, bildiğini bir kalemde silmek biraz daha bocalatabiliyor. Biraz anlayış göstermeli, ara ara kulaklarına kar suyu kaçırmalı, zamanla anlamaya çalışacaktır, kendini, yaşamını sorgulayacaktır ama zaman gerek… Bilen kişilere, uygulayanlara bunlar çok kolay gelir ama karşınızdakinden aynısını bekleyemezsiniz… Bilenin kalbinden duyacağı birazcık üzüntü, keder, huzurluk karşıdaki kişiye dua kabilinde olur. Allah(cc) bunların hürmetine karşımızdakilere de yapma isteği, gayreti, sevgisi kolaylığı verir.

    Bir de şuanda medyada boy gösteren ve hocayım diye geçinen, işlerine gemeyen yerleri inkara kalkışan, kendilerine göre yorum yapanlar hayli fazla, bu defa insanlarında kafası karışıyor ve acaba bu da uydurmamı diyebiliyorlar. Şu zaman hayli sıkıntılı… Rabbim sevdiği, gönül dostlarının dizinin dibinde diz çöktürsün, bizleri onlara terbiye ettirsin inşaallah.

    Selam ve Muhabbetle!

  2. makes dedi ki:

    İslam bir yaşam biçimi ve inananların hayat düsturu olduğuna göre, islamı kendi hayatlarında hakim kılamayanların hadis’in uydurma olduğu savını öne sürmekle kendi cehaletlerine kılıf edinmişler. Şu da bir gerçek ki, günümüzde hadislere itibar edilmemesi için sinsice bir faaliyetler var. Sünnet-i seniyyeye düşmanlığı ile bilinen vahhabi sakat fikir ve itikadi akımlar maalesef islami temel bilgilerden yoksun samimi genç dimağları zehirlemeye devam ediyor. Bu sakat itikadi akımlara karşı uyanık olup çok çalışmamız gerekiyor…