Tevbenin Gerçeği

Tarih: 28 Haziran 2008

Seyyid Abdülkadir Geylani diyor ki:

Kötü seciyeni, hevâ ve hevesini, şeytanını terk et. Onlara asla meyletme.
Bundan sonra da kötü arkadaşlardan uzak dur. Onlarla dostluk ve arkadaşlık etme. Tâ ki onlar sana uyuncaya kadar.

Tevbe, saadetin özüdür. Bir daha işlememek üzere günahlardan dönmek kişiye saadet getirir.

Kim ki dil ile tövbe eder fakat tevbeden önceki halini değiştirmez ve düzeltmezse o kişi tövbesinde yalancılık etmiştir.
Eğer sen tevbe ederek önceki kötü hallerini iyiye çevirirsen senin hakkında da iyiye çevirmeler olur.
Nitekim Azîz ve Celîl olan Allah şöyle buyurur:
Bir kavim özlerindekini değiştirip bozmadıkça Allah şüphesiz ki onun halini değiştirip bozmaz.
(Ra’d Suresi, ayet: 11)

Kaynak: Abdulkadir Geylani’nin sohbetleri, sayfa: 339, Uyanış Yayınevi
Kitabın orijinal adı ise “Fethurrabbani”dir.

Açıklamalar:
1- Okuduğunuz yazı hakkında sorunuzu veya yorumunuzu aşağıya yazabilirsiniz.
2- Yazılarımı RSS ile takip edebilirsiniz.
3- Tüm yazılarım kendi tecrübelerimin ve araştırmalarımın eseridir.

Yukardaki yazı ile ilgili ek bilgiler ve yorumlar:

  1. E. Ali dedi ki:

    Bazı günahlarımızı tamamen terk etmedikçe diğer bilmediğimiz günahlarımızın neler olduğunu asla öğrenemeyiz ve onlardan asla kurtulamayız.İnsan o kadar hatalıdır o kadar günahlarla doludur ki kendisine büyük gaflet etkisi olan hataları günahları yüzünden pek çok günahının ne olduğunu bilemez bile; fark edemez, göremez, anlayamaz.

  2. Ay-sima dedi ki:

    ''Kötü arkadaşlardan uzak dur'' (oturma münkirle alırsın sancı, paklamaz sonra seni her kalaycı) bu kadar uyarılar var gerçekten çok dogru..Ayeti kerimede mevla teala hz. tevbeten nasuhan buyuruyor, yani dönüşü olmayan bir tevbe istiyor. Başka bir ayeti kerimede ise iman ettiler, küfrettiler, iman ettiler küfretiler,sonunda Allah onların küfürlerini ziyadeleştirdi ve imansız öldüler buyuruyor ''sümme amenu, sümme keferu diye başlayan ayet '' bu tevbeden sona aynı günaha dönmek o günahda ısrara etmek hafife almaktır ki hafife almakda küfürdür….Selam ve dua ile

  3. fuadyusufoglu dedi ki:

    Selam…Evet kurban çok doğrudur… Zaten bu Mubarek zatın tasavvuftaki ilmi ve yeri de bellidir.Hatırlarsın benim yazılarımda şöyle bir cünle kullanmıştım:"Vefat ettikten sonra da tasarrufu devam eden Allah'ın dört evliyası vardır" diye. Zaten yazılarımda da belirtiğim gibi Birincisi Maruf-e Kerhi (r.a.) hazretleri idi ve mademki sen o mubarek zat'tan sitende yer vermişsin İşte vefat ettikten sonra da tasarrufu devam eden dört zattan ikincisi Şeyh Abdulkadir Geylani'dir (r.a.).diğetr ikisi de bende saklı kalsın zamanı gelince inşaallah onların isimlerine de yer vereceğim.. İnşaallah..Selametle blog yazılarımı site me aktarayım da Gerisi kolay..Sevgiyle kalın….

  4. MELEK dedi ki:

    blogunuzu yeni gördüm çok güzel… gönlünüze sağlık.

  5. fuadyusufoglu dedi ki:

    Bir de tevbenin sevindirici çok daha büyük bir yanı vardır.İnsan tevbe-i nasuh ederse daha evvel işlediği günahlar ne kadar büyük olurlarsa olsun hepsi iyiliklere çevrilir. Yanı o günahlar silinir bir de üzerine ona o işlediği günahlar kadar da iyilikler verilir (yalnız kul hakkı hariç). Allah (c.c.) her şeye kaadirdir.Allah bizleri ve sizleri tevbe -i nasuh la tevbe eden kullarından eylesin Amin..Sevgiyle kalın…

  6. Bugün izlediğim bir tv programında deniyor ki: günahlarınız sizi terketmeden siz günahlarınızı terkedin, günahlarınızdan tevbe edin.. ardından da örnek veriliyor; kişi yaşlanmış, cinsel güçleri iyiden iyiye zayıflamış ve Allah'a, yaptığı zinalardan dolayı, tevbe ediyor… Allah kabul eder mi onun tevbesini..? Zaten halâ (zina) yapabilse zina yapmaya devam edecek ama yapamayacağı için tevbe ediyor… Bu tevbenin Allah katında ne kadar değeri olabilir..? En geçerli ve anlamlı terk ve tevbe, günah bizde canlı bir halde yaşarken edilen terk ve tevbedir

  7. E. Ali dedi ki:

    Hele bazı kadınlar.. Yaşlanınca tesettüre giriyor. Gösterecek güzellikleri kalmayınca çirkinliklerini saklıyorlar. Bu tesettürün hiçbir değeri yok. Kimileri de türbelere girince orasını burasını örter. Sanki o mezardakiler onlardan tahrik olacakmış. Kafasız kadın sen sokaktaki adamları tahrik etmek için elinden geleni yaparsın da türbede örtünmekle mi bir yere varacaksın?

  8. Arzu-hal dedi ki:

    Malesef Allah'dan utanmıyoruz da bazen insanlardan utanarak birşeyler yapıyoruz. Bu ihlaslı bir hareket değil. Yalnız değirmenlere karşının dediği şeye tam olarak katılamayız. Çünkü tevbe-i yeis muteberdir.

  9. E. Ali dedi ki:

    Evet, tevbe-i yeis.. benim sözlerimde de biraz noksanlık var. Kimisi tesettürün hikmetini geç idrak eder… Allahın emri olduğunu geç de olsa bütün kalbiyle kabullenir ve büyük bir pişmanlıkla hiç olmazsa yaşlılığımda yapayım diye düşünenler de vardır.Dk’nin yorumuna gelince:Dediğiniz doğru tabi tam olarak katılamayız ama öyleleri de var. Bir de şöyleleri: bunlara fasık-i mahrum deniyor. Yani maddi imkansızlıktan dolayı çok istedikleri günahları yapamıyorlar ve “yapmak istiyorum ama imkanım yok” demiyorlar, “yapmıyorum” diyerek dindarlık taslıyorlar.Bir söz var: Sofi soğan yemez bulsa kabuğunu komaz.Yani bazı kişiler yoksulluktan sofilik taslar ama uzak durdukları daha doğrusu uzak kaldıkları şey ellerine geçse hemen saldırırlar.

  10. Arzu-hal dedi ki:

    Doğru. Birşeyi imkan bulduğu halde yapmamak, bulamadığı için yapmamaktan daha faziletlidir. Ama zenginlerin fakirlerden 500 sene sonra cennete gireceği mevzusu var. Yokluk bir yerde insanları kötülüklerden alıkoyuyor, hesabı az oluyor. Sabretmek mühim.

  11. Aslında izlediğim tv programında çok daha net bir şekilde konuşuldu ama o netlik bana şüpheli geldiği için ben yorumumda esnettim sözleri… Şöyle ki:**Allah kabul eder mi onun tevbesini..? **Bu tevbenin Allah katında ne kadar değeri olabilir..?**En geçerli ve anlamlı terk ve tevbe, günah bizde canlı bir halde yaşarken edilen terk ve tevbedir…Özellikle soru cümlesine dönüştürdüm ki sözleri, "öylesilerin tevbesini Allah'ın asla kabul etmeyeceği" anlamı çıkarılmasın diye… Ve "En geçerli ve anlamlı terk ve tevbe…" diyerek "günah bizi terkettikten sonra edilen tevbe" ile "bizde canlı halde yaşarken edilen tevbe" arasındaki farkı anlatmaya çalıştım… Yoksa birinin geçerli olduğunu, diğerinin olmadığını değil (buna ancak Allah karar verir de mi…? zaten bu konudaki tevbeleri Allah ın kabul etmeyeceğini düşünmek bana hemen -Allah hakkında- zanda bulunmak konusunu hatırlattığı için esnetmiştim sözleri)

  12. E. Ali dedi ki:

    O sözlerde de gerçek payı var. Özellikle anlatmaya çalıştığınız açıdan…Şunu hiç unutmamalı ki aklın tekemmülü, seyri süluk, hayırlı çalışmalar, iman kuran hizmeti esastır. Eğer kişi yaşlanınca bu işleri yapıyorsa, demek ki Allah ona fırsat tanımış; ömür vermiş, nefsinin hayvani tarafı devreden çıkmış, kişi rahatça hayırlı çalışmalar yapabiliyor. Ne güzel. Allah ona zaman tanıyor ki yaptığı güzel çalışmalarla gençliğinde yapamadığını yapabilsin, eksiklerini telafi etsin.Ama sizin belirttiğiniz şekilde tedbirli olmak en iyisi. Çünkü ecel bizi ne zaman ne şekilde yakalar bunu hiç bilemeyiz.