Tekâmül Hakkında

Tarih: 08 Mayıs 2008

Bu yazıyı yazmanın sebebi eski ve yeni yazılarım arasında görülebilen bazı farklılıklar oldu.

Tekâmül: İnsanın kişisel gelişimi açısından zamanla derece derece daha iyi hallere yükselmek demektir. Dünyada tekâmülün sınırı yoktur.
Bir toplumun tekâmülü, bir gurubun tekamülü de olabiliyor.

Tekâmülde genelde zikzaklı bir gidişat olur. Kişi ne kadar iyi hale ulaşmışsa oradan tekrar eski bir hayasına düştüğünde eskisinden çok daha fazla acı çeker (pişmanlık duyar) ama gayret eder hatasından kurtulursa bir daha o hatalara düşme olasılığı daha zayıf olacaktır.

Benim yazılarımda veya blog yazan bazı kişilerin eski ve yeni yazılarında fikirlerde tutarsızlık var gibi görülebilir. Eski ve yeni kıyaslanmalı. Eğer yenisi daha doğru ve daha isabetli ise tekâmül var demektir.

Tekâmülü engellemek:
“Ben tükürdüğümü yalamam” gibi yanlış bir tutuma sahip insanlar var. Eğer hatalı isen hatandan vazgeçeceksin. Yanlış bir söz söylemişsen düzelteceksin. Bir konuda kötü bir şekilde hareket etmekle tanınmışsan şimdi hatanı anlamışsan “Ben buyum ne yapmışsam doğrudur” demekte inat etmeyeceksin. Hatanı ya telafi edeceksin ya da tamamen terk edeceksin.

“Bana dönek demesinler.. Tutarsız demesinler.. Bak utandı da kendisine çeki düzen verdi demesinler.. Baskılara yenildi demesinler” gibi yanlış fikirlere kapılmak sadece insana zarar veren çirkin ve tamamen cahilane bir kibirden ibarettir. Böylece kibrin çirkin bir yönünü de ele almış oldum. Kibir tekâmüle engeldir.

Kibir ve Megalomani
Psikolojide “megalomani” denilen rahatsızlığın kibirle çok fazla alakası yok. Ama önemli bir ölçüde var. Megalomani başlı başına bir rahatsızlık iken kibir kısmen içgüdüsel, kısmen çevre etkisi kökenlidir. Çevre etkisinden kaynaklanan megalomani ve kibir kolayca tedavi edilebilir. Gerçek anlamda rahatsızlık olan megalomaninin tedavisi o kadar kolay değil. Hitler gibi megalomanyaklar halk kitlelerini etkilemede başarılı olabilmektedir. Çünkü kişi iddialarında ne kadar inançlıysa davasında başarılı olabilmesi o kadar kolaylaşır. Davası kötülüğe hizmet eden bir dava olsa bile.

Kibirdeki ve tevazudaki ironik durum
Kibir kişinin büyüklük ve üstünlük iddiasıdır veya taslamasıdır ama faziletli yükselişte tam tersine kişi alçak gönüllü olur.

Açıklamalar:
1- Okuduğunuz yazı hakkında sorunuzu veya yorumunuzu aşağıya yazabilirsiniz.
2- Yazılarımı RSS ile takip edebilirsiniz.
3- Tüm yazılarım kendi tecrübelerimin ve araştırmalarımın eseridir.

Yukardaki yazı ile ilgili ek bilgiler ve yorumlar:

  1. matrakiye dedi ki:

    insan denilen yaratık gelişen bir varlıktır. bu beden içinde iç gelişim içinde akıl olarak da düşünülebilir. bizler yaşadığımız olaylar karşısında, okuduğumuz bilgilere göre kendimizi geliştiriyoruz. lise zamanlarımda dar kafalı biriydim. kendime göre prensiplerim vardı, şimdi de var ama o zamanla şu an arasında bayağı bir fark var. yazılarımda da farklar olabilir. bu tutarsızlık demek değildir. bazı düşünceler vardır sabittir, ama bazı düşünceler vardır değişime maruz kalabilir. bu da insanın değişime ne kadar açık olduğunu gösterir. her gün yeni bir bilgi ile ufkumuz genişleyebilir. kimse tuttarsızlık olacak diye fikirlerinde değişime ket vurmamalı…

  2. Bu konuda o kadar uzun şeyler yazabilirim ki… Nerden başlasam…?Bir kere uzun süredir tanıştığımız için Ali, döneklik, tükürdüğünü yalamamak gibi konularda ne düşündüğümü bilirsin… Dönmek, tükürdüğünü yalamamamak gibi anlayışlar benim de -bazı yazılarımda- eleştirdiğim şeyler… Ve de bunlar, benim de yapmakta hiç zorlanmadığım şeyler; kolayca döner ve tükürdüğümü de yalarım yani :D Ne olmuş, tükürdüğünü yalamak; bile bile yanlışı yaşamaktan, kendimize dürüst davranmamaktan hem daha kolay, hem daha az acı verici hem de daha ahlakî…Ama diğer yandan insanların dönememelerini, döndüklerini herkese açıklayamamalarını anlamak, hoşgörmek gerek… Hele de bu dönüş dinden-dinsizliğe veya dinsizlikten-dine şeklinde bir dönüş/tekamül/se… Mesela ben dine inanınca kendi önüme çıkardığım ilk engel; yaaa ben o kadar arkadaşıma, beni dinsiz bilen insana bunu nasıl açıklayacağım. hadi açıkladım, onların yanında kendimi nasıl yaşayacağım felan gibisinden kaygılar oldu… ama her kaygı ve korku gibi bu da çoğu zaman kendi içimizde yaşadığımız türdendi… zamanla anlaşıldı ki korku ve kaygılarım, içimde yaşadığım kadar korkutucu değilmiş…Sende olduğu gibi bende de geçmiş yazılarımla çelişen şeyler oluştu ve daha da oluşacak gibi…çünkü ben eski benden çok çok farklıyım… eğer bu değişime izin vermişsem, bunu göstermenin neresi yanlış ve bu noktada kibre kapılmak niye? başlarım kibrine, başlarım istikrar sevdasına…TEKAMÜL VE TEVBE:Aslında kibrin ve tekamülün engellenmesinin önüne geçen çok güzel bir şey var dinimizde: TEVBE ETMEK… Tevbe eden, Allah'tan bağışlanma ve af dileyen, yardım isteyen kişi hatalarını/günahlarını çok kolay kabullenen ve -dolayısı ile- sürekli gelişen bir insandır… Kulun Allah'a karşı tevbe alışkanlığı onun tekamülünü desteklediği gibi, kibrini de ortadan kaldırarak, günlük hayatında çok mütavazi, alçakgönüllü vs. bir insan yapar zamanla… ve daha bir sürü katkı…Bu bilgi ve mantıkla ben herkesi bol bol Allah a tevbe etmeye ve Allah ın huzurunda tüm günahlarını -sesli bir şekilde- ortaya dökmeye davet ediyorum; görecekler ki bu itiraf ve bağışlanmayı dileme alışkanlığı ile birlikte müthiş bir gelişim ve dönüşüm içine girecekler ve hızlı bir tekamül yaşayacaklardır… "Tüm sinelerin özünü bilen Allah'a" söylemekten çekinmedikleri af, özür, bağışlanma vs. sözlerini kulundan da esirgemeyeceklerdir ve bunu yapmayı da yanlış bir davranış olarak görmekten vazgeçeceklerdir… hatta bunun en büyük erdem ve gereklilik olduğunun ayırdımına varacaklardır.not: bir msn bir senin yorumun derken uzun süredir sayfanda kaldım :) "Bir Açıklama" adlı yazına gönderme yaparaktan bunu da söyleyeyim; sonra deme bana "sayfamda bir saattir ne işin vardı?" :)

  3. Arzu-hal dedi ki:

    İnsanlar karşısında değilde, Yaratanı karşısında ne kadar küçülürse kişi, o kadar tekamüle ulaşacağını düşünüyorum.