Tarikat

Tarih: 18 Ekim 2008

BOŞ YERE TARİKAT DÜŞMANLIĞI

Günümüzde tarikat sözcüğü çoğu kişiyi tiksindiriyor. Nefret uyandırıyor. İnsanı arınmaya, kudsiliğe götüren sistemlere müslümanlarca “tarikat” denmiştir. Aslı “Tarik”tir. Türkçede tarikat deriz. Tarikatlar elden ele peygamber efendimizden bugünlere ulaşmış kudsi çalışmalar sistemleridir. Böylesi tertemiz bir sistemin siyasete karıştırılması, bazı siyesetçilerin bazı tarikat şeyhlerinin elini öpmesi, onun cemaatinin oylarını garantilemeye çalışması sonucu karşıt görüşlü siyasi kişiler tarikatlardan nefret etmiştir. Oysa o tarikat şeyhinin de tarikatının da bir suçu yoktur. Suç bunu siyasete alet edenlerde. Hatta öyle olsa bile tarikatlarda suç aramak yanlıştır.
Tarikat: Allah rızası için, Peygamber efendimizin maneviyatından hissedar olabilmek için, Kuran-ı kerimi daha iyi anlayıp yaşama geçirebilmek için gereken İslam dinine uygun kişisel arınma yolları sistemidir. Herhangi bir sistemin uzmanının elini “siyasi çıkarlar için” öpmek o sistemin kötü olduğuna delil olamaz. Tarikatlara sövenler siyasetin çirkinliğini sergilemekten başka bir şey yapmamaktadır.
Mesela konusunda uzman bir fizik âlimi de filan partililerce üstün tutulabilir. Hatta o fizik alimi kendisi filan partiyi destekleyebilir. Ama bu, fizik ilmini karalamak için mantıklı bir gerekçe değildir. Tarikatları karalayanlar Allah rızası için bir kez daha düşünsün.

Tasavvuf: Tarikatlerden “tasavvuf” ilmi doğmuştur. Uzakdoğu mistisizmi ile İslam tasavvufu arasında benzerlikler vardır. İnsanın kişisel ve manevi arınmasını gerektiren çalışmalarda benzerlikler olması gayet normaldir. Birbirlerinden etkilendikleri iddia edilemez.
Uzakdoğu mistisizminde akla mantığa uymayan ve gereksiz ve hatta zararlı olabilecek çok şey vardır. İslam tasavvufunun ise tamamı hikmettir. İyilikler ve güzellikler sistemidir.

NİÇİN ÇOK SAYIDA VE FARKLI TARİKATLAR VAR?

Tarikatlar bin yılı aşkın bir süredir silsile ile devam etmektedir. Cemaatler olarak İslam dininin hizmetinde bulunulur. Bir yörede birkaç tarikat cemaatinin olması normaldir.

Sayı fazlalığının sebepleri:
1- Tarikatler başlıca iki ana guruba ayrılır. Biri Hz. Ebu Bekr (R.A.) efendimizden gelen bildiğimiz Nakşibendilik tarikatinin bulunduğu ana koldur. Diğeri Hz. Ali (R.A.) efendimizden gelen Kadiri, Rufai, Hanbeli gibi tarikatların bulunduğu ana koldur.
Her iki ana gurupta da bazı temel sırların kaynağı Hz. Ali (R.A.) efendimizdir.

2- Zaman zaman diğer tarikat şeyhlerine göre çok daha yüksek manevi makamlara ulaşarak “pir” olan mürşitler, ufak tefek güncelleştirme benzeri ilaveler veya değişikliklerle kendi sistemlerini kurmuş ve böylece devam ettirdikleri tarikatın yeni bir branşını oluşturmuştur. Ayrıca kendisinden sonra tarikati devam ettirecek birden fazla halife bırakmıştır. Bin küsür yıldır bunun gibi gerekli sebeplerle silsileler dallanıp budaklanmıştır.

Farklılıklar gerekli mi?
Herkesin meşrebi farklı farklıdır. Kimi insanlar fazla hareketlidir, kimi insanlarda daha çok düşünce yönü hâkimdir. Kimi insanlar çok yönlüdür. Her çeşit insanın kendine has meşrebine göre çevresi, arkadaşları olması önemli bir ihtiyaçtır. Buna göre çeşitli meşreplere hitap eden çeşitli tarikat cemaatleri vardır.
Mesela hem sessizliğe, hem ilme, bilgiye ve tefekküre, hem dinde büyük ciddiyete önem veren ihtiyaç duyan kişiler için Nakşibendi tarikatlarından bazıları ideal olabilir.
Hareketli sesli zikirle dejarj olmaya ihtiyacı olanlara Kadiri tarikatı cemaatları uygundur.
Metafizik konularına çalışmaya ilgisi olanlara Rufai ve Kadiri cemaatleri uygundur. Rufailer ve Kadiriler eskiden beri metafizik konularda ehil olmalarıyla bilinirler. Cinlenmiş hastaları tedavi etmek de bu tarikatların bazılarının misyonlarındandır. Rufailikte ve Kadirilikte Ehli Beyt sevgisi çok hakimdir.

Yine de herkesi her tarikatı sınıflandıramayız. Nasip en başta gelen faktördür. Her canı isteyen her kapıdan kabul görmez. Nasibi kendisini buluyor mu, efdal olan budur.

* * *

Tarikatta halife nedir?
Her zaman bir tarikat cemaatinin bir şeyhi olur. Bir şeyh ölünce veya ölmeden evvel onun yerine işin ehli başka birisi geçer. Buna evvelki şeyhin halifesi denir.

* * *

TARİKAT DERSİ ALMADAN ÖNCE GEREKEN HAZIRLIKLAR

Mürşit bulmak: Yunus Emre “her şeyden önemlisi bir gönle girmektir” diyor. İşte bu önemli. Tarikatte işin temel sırrı belki de budur.
Peki o gönül nasıl bulunacak ve o gönle nasıl girilecek? Bu ise işin zor kısmı.
Mevlana’nın konu ile ilgili çok sözleri var. O dostu bulmak için neler yapılır neler. Kalabalıklara ziyafetler verilir, belki gelenlerin içinde “bir dost” olabileceği umuduyla..
Çok meclislerde bulunursun, belki “bir dost” karşına çıkabilir diye.. Allah dostlarına büyük değer vere vere insan mürşidini bulur. “Her gördüğünü hızır bil, her geceyi Kadir gecesi bil” tavsiyesi de Mürşit arayanlara gereken bir tavsiyedir. Allahın kullarına kibirli olanlar mürşit bulamaz.

Tarikat dersi herkese gerekli değil. Öncelikle şeriat bilgin olacak. Şeriat yaşamını rayına sokmuş olman gerekiyor. Bu arada bir cemaatte olman gerekiyor. Bir mürşide biatinin kesin olması gerekiyor. Tarikat dersi çok sonraki iş.
Önce sen kişisel gayretlerinle her şeyi yola getirmeye çalışırsın. Allahın izniyle çok şeyi başarırsın. Zamanın en şuurlu müslümanlarından biri olursun. Maneviyatın gelişir. Sonunda gerçeği anlarsın: “Ben hiçbir şeyim.” Aczini ve fakrını idrak edersin. Tek başına bir yere varamayacağını, bir “rehber” gerektiğini anlarsın. Bu hal burada yazıldığı gibi basit bir hal değildir.
O zaman bir mürşidi kâmilin rehberliğine ihtiyacın olur. Eğer zaten bir mürşidin cemaatinin içindeysen mürşidin hazırdır. Sıra gelmiştir o özel dersleri almaya..

Tarikatı gerekli görmeyen, şeriatın zahirine göre tertemiz bir hayat süren, Allahın rızasından başka bir gayesi olmayan bazı İslam âlimleri zamanla manevi gelişmelerinin bir meyvesi olarak hakikat perdelerinin aralanmasıyla gerçeği anlamış ve bir mürşidi kâmil bularak ona intisap etmiştir, zamanla kendisine de mürşitlik vazifesi verilmiştir.

Tavsiye üzerine ders alınmaz.
Günümüzde tarikat dersi almak genelde heves ile ya da şunun bunun telkinleriyle oluyor. Bilinçsizce alınıyor ve devam edilemiyor. İster istemez terk ediliyor. Bu normaldir. Allah hiç kimseye taşıyamayacağı yük yüklemez. İnsan kendisi bir yükü hedefler, taşımaya girişir ve beceremez. İnsan önce o maneviyatı taşıyabilecek düzeye gelmek için gayret etmeli. Aksi takdirde değerini bilemeyeceği tarikat dersini alır ve yüzüne gözüne bulaştırır. Daha sonra ise tarikatı basit bir şey sanır! Bu hal nimeti iki kere yitirmek demektir.

Tarikat dersi nedir?

Tarikat dersi içinde bazı dualar, salevatlar, zikirler, rabıtalar vardır. Ders her gün, günde bir defa yapılarak tekrarlanacaktır. Bütün bunlar belirli zaman içinde günde bir defa mümkünse bir defada bitirilmelidir. İkiye bölünüp aynı gün içinde mesela yarısı seher vaktinde, yarısı sabah namazından sonra yapılabilir. Veya ne zaman mümkünse.. Zaruri durumlarda ikiye, üçe bölünebilir. En faziletlisi bir defada yapıp bitirmektir. Dersin aşamaları olur. Yani birkaç gün veya birkaç haftada veya birkaç ayda kişinin tarikat dersi değiştirilir, bir sonraki adımla ilgili ders verilir. Kimin manevi gelişimi ne kadar hızlı gidiyor, inişler çıkışlar oluyor, bunu şeyh efendi bilir. Ders değişiminin gerekip gerekmediğine karar verir. Bunun için mürit şeyhine ya da işi iyi bilen görevli bir vekile bütün gelişmeleri anlatmalıdır. Hatta rüyalarını bile. Bütün bunlar büyük bir gizlilikle yapılır. Mürit şeyhine veya görevli vekile gelişmeleri sık sık anlatmalıdır. Anlatmak zorundadır. Aksi takdirde çalışmalarından iyi sonuç alamaz.

Biat (veya intisap) öncelikle gereklidir, tek başına yeterli olabilir.

Biat etmek, biatli olmak (biat yerine intisap da kullanılır) bazı guruplar tarafından yanlışlıkla “tarikate girmek” diye isimlendiriliyor. Tarikat cemaatine girmet tarikat dersi alıp da o manevi yolculuğa çıkmış olmak demek değildir. Cemaatte olmak da çok değerlidir ama ders almakla aynı şey asla değildir.

Mürşide biat: Aslında intisap etmektir. Mürit bir mürşidi kâmile bağlanmıştır, onun manevi terbiyesi altındadır. Ama çok büyük bir teslimiyet, itimat gerektirir. Her an emre amade olmalıdır. bu şekildeki bağlılığa biat veya intisap denir.

Biat nedir? Biat mı intisap mı? Biat etmek, Kuran-ı Kerim’e göre resmi statüde dünyada tek islam devletinde, o devletin müslüman halkının lideri olan islam büyüğünün emrine amade olmak, onu lider tanımak gibi bir amaçla bir söz verme şeklidir. Kalben biat de geçerlidir. Sevgi şarttır. Kalbden kalbe yol önemlidir. İntisap ise tarikat ve tasavvufta kullanılır. inabe de denir. Bu zamanda mürşide biat edilebilir. Çünkü biat edilecek islam büyüğü kimdir bilmiyoruz. İslam tek devlet gerektirir. Dünyada Türkiyeden başka çok sayıda islam devleti vardır. Gerektiğinde birbirine düşman bile olabiliyorlar. Bundan dolayı bir mürşidi kâmile biat gerekiyor. Aslında tarikat dersi ve seyri süluk rehberliği için bir mürşide intisap edilir. Sadece biat etmiş olmak bugünkü şartlarda yeterlidir. Aslında insan devlet yöneticisine biat eder, mürşidi kâmile ise manevi gelişim için intisap eder. Eğer bir siyasi parti liderini gönülden destekliyorsanız çok seviyorsanız ona biatlisiniz demektir. Yalnız, bu yanlıştır. Resmî olarak “gerçek ve tek” bir islam devleti varsa o zaman devlet liderine biat edilir. Şimdi, bu yazımda intisap yerine biat kelimesini kullandım. her iki kelime de kullanılabilir. Biyat şart olduğu için mürşide bağlanan kişi biat niyetine bağlansa imani açıdan daha iyi olur. Yazımda aşağıdaki biat kelimelerini intisap anlamında da düşünebilirsiniz.

Her şeyden önce…
Tarikat dersi almadan önce hayatında senin kişisel şeriat yaşamın rayına otursun. Kul hakkın varsa telafi edeceksin. Namaz ve oruç borçların varsa kazalarını etmeye niyetleneceksin, bir program dâhilinde ödemeye devam edeceksin. Bunlar “tam anlamıyla” rayına sokulmalı. Diğer farz ibadetler için eksiklerin, hataların varsa gereğini yapacaksın. Belki birkaç yıl kendini hazırlamak için uğraşmak zorundasın. Birkaç gün ya da birkaç hafta her şey yolunda diye ders almaya layık olduğunu sanma. Hayat tarzının tarikat için gerekli şekle dönüştüğünden, tam olarak rayına oturduğundan emin olmak için en az dört ay beklemelisin. Yıllarca bekleyenler var. İlk başta ne kadar dikkatli davranıyorsan bu işe o derecede ehilsin demektir. Heva ve heves ile hareket etme. Acele etme. Tarikat dersi için acele etmek nefistendir. Hayrı yoktur.

Bütün bunları yaparken ayrıca bir mürşidi kâmil bulup sohbetlerine devam edeceksin. Her sözünü emir telakki edeceksin. Bu iş sevgi ile ve gönülden olmalı. Zoraki yapıyorsan eksiktir. Böyle bir durumda haline güvenme. O mürşid eğer sohbet / vaaz vermiyorsa sık sık ziyaretinde bulun. Onun tarikatindeki kişilerle kaynaşıyor musun, onları ailen gibi kabullendin mi, onlarla görüşmeden edemiyor musun, bunlar çok önemli ve olması gereken şartlar.

Kesin gereken… Biat…
Tarikat dersi almadan önce bunların tümü gerekiyor. Sonra, o mürşidin bütün beklentileri için emre amade misin? Onun her sözü senin hayatında tek ölçüt oluyor mu? Eğer böyle bir halde isen zaten bir gönül bulmuş ve girmişsindir. Biatin tamdır. Buna biat denir. Lafla sözle olabilecek bir şey değil. Tamamı sevgidir.

Mürşidi saymanın, sevmenin gerekçesi

“Bizim şeyhimiz gavstır.. zamanın kutbudur. O her şeyi görür bilir.” gibi sözlere asla kulak asmamalısın hiç değer vermemelisin. Bu sözler cahilleri etkilemek içindir. Sen şeyhini o tür kabiliyetleri için seveceksen hiç sevme daha iyi. Sevgin sırf Allah rızası için olmalı. Peygamber efendimize yakınlık için olmalı.

***Tarikat dersi nasıl talep edilir?***

Bütün bunlardan sonra, özellikle gerçek bir “biat”ten sonra tarikat dersi almak için mürşidine kesin olarak danışman lazım. O mürşid seni uzun zamandır tanıyor olmalıdır. Damdan düşer gibi gidip tarikat dersi alınmaz.

Danışma gerçekten danışma olmalıdır. “Efendim ben tarikat dersi almak istiyorum. İzniniz var mı” demek danışmak değil edep bilmemektir. Evet, tarikat ve tasavvuf edebin ve sevginin, derin nezaketin en güzelini en incesini gerektirir. İzin istersen izin verilebilir. Ama yanlış yaptığını da bil.

Danışma şöyle olur: Mürşidine gidersin. Görüşmek için müsait olup olmadığından emin olursun. Eğer müsait ise izin alarak yanına gidersin. Önce onun bir derdi bir sıkıntısı var mı diye dikkat kesilmelisin. Edebinle ve sevginle ufak tefek selâm-kelâm, hal hatır sorma gibi nezakete son derece uygun çok kısa sözlerle konuşmaya başlarsın. Sonra ziyaret sebenini açıklayarak sözlerine başlarsın: “Tarikat dersi bana gerekiyor mu.. Buna hazır mıyım.. Siz daha iyi bilirsiniz.. Ben bilmeden karar verip vebal altına girmek istemiyorum” gibi ama burada yazdığım gibi değil, çok daha güzel bir edeplilikle, daha iyi sözlere şeyhe durumunu arz edersin. O sana gereken cevabı verir. Büyük bir ihtimalle istihare yapmanı ve sonra gördüğünü gelip anlatmanı isteyecektir. Böyle yapması da onun edebidir.

Zikir dersi – tarikat dersi…

Şimdiki zamanda biat etmek yeterlidir. Bunun yanı sıra zikir dersi alanlar var; bu gerçek tarikat dersi değildir. Ama bu zaman için neredeyse aynı işi görebilir. Kişiye göre değişir.
Zikir çok önemlidir. Az ve öz, ama çok düzenli bir şekilde devam edilmelidir. Bilinçsizce sayı arttırmanın zararları büyük olur. İşin içine heva ve heves girerse sevginin yerini hırs alır. O zaman yapılan zikrin zerre kadar faydası olmaz. Zikri sevenler salevatlarla ve çok farklı farklı zikirlerle devam etmeli. Bu çeşit çeşit zikirler ve salevatlar namazlardan önce, sonra, yürürken, çalışırken, hatta yatarken yapılabilir. Aynı şeyi çok fazla sayıda tekrarlamak ise anlattığım gibi zararlı olur.

Özet:
Tarikat dersinden önce kişi mürşidini bulmuş, biatını gerçekleştirmiş olmalı, bu mesele bitmiş olmalı. Hatmelere ve sohbetlere ciddilikle devam ediyor olmalı. Namazlarını dosdoğru kılıyor olmalı. Üzerinde kesinlikle kul hakkı bulunmamalı, varsa telafi etmeli. Kazaya kalmış namazlarını oruçlarını ödemiş bitirmiş veya en azından bir program dâhilinde ödüyor olmalı.

Bütün bunlar varken, hele bu zamanda tarikat dersi olmasa da olur. Hiç bırakılmayacak zikirler önemlidir. Tarikat dersi ise ruhani tekâmül için gerekli çok özel, üst düzeyde bir çalışmadır. Çok da zordur.

Rabıta: Zoraki olacak bir şey değil. Kişi eğer mürşidini seviyorsa zaten mürşidi onun hiç aklından çıkmaz. Onun her sözünü emir gibi kabullenmiştir, hayatına ona göre yön vermektedir. Sevgisi çok yoğundur. Rabıtanın aslı budur. Kavgası yapılacak bir şey değil.
Bir hadis: “Kişi sevdiği ile beraberdir.”

Tarikat dersi alanlar bunu büyük bir sır gibi saklamak zorundadır. Orda burda tarikatı tartışanlar, ölesiye savunanlar şaşırmış insanlardır. Tarikate en büyük zararı bu savunucular vermektedir.

Mürşidden izin almadan mürşid değiştirme olur mu?

Bu soruya üç şekilde cevap verilebilir.

Birincisi: Eğer bağlandığınız mürşide hiçbir sevginiz yoksa, kalbi bir bağlantı oluşmamışsa izin almanıza gerek yoktur.

İkincisi: Bağlandığınız mürşit veya cemaati ulaşamayacağınız, aralarında bulunamayacağınız şekilde uzak ise ve her zaman görüşebildiğiniz yakınınızda başka bir tarikatten kişiler varsa..
Ve her iki mürşide de aynı derecede sevginiz varsa..
Burada dikkat edin: aralarına katılmak istediğiniz “ihvan” ile kaynaşmanız tam ise, mürşid değiştirmeniz sizin için çok daha hayırlıdır. İlk mürşidinizden izin istemeniz mümkün değil ise yeni mürşide veya onun en iyi vekillerinden birine konuyu açın danışın. Fakat ihvan ile kaynaşamıyorsanız sakın değişiklik yapmayın sabredin.

Üçüncüsü: Gönlünüz iki yerde gidip geliyorsa ilk mürşidinize bağlı ihvanlarla daha sık görüşün ve bu değişiklik yapma fikrini ne olursa olsun sakın dile getirmeyin. Diğer mürşidin ihvanlarıyla resmi olun fazla görüşmemeye gayret edin. Sizi zorluyorlarsa onlara devamlı kendi mürşidinizi övün. Böylece sizinle uğraşmazlar.

Açıklamalar:
1- Okuduğunuz yazı hakkında sorunuzu veya yorumunuzu aşağıya yazabilirsiniz.
2- Yazılarımı RSS ile takip edebilirsiniz.
3- Tüm yazılarım kendi tecrübelerimin ve araştırmalarımın eseridir.

Yukardaki yazı ile ilgili ek bilgiler ve yorumlar:

  1. suat dedi ki:

    ben zikir çekmek istiyorum. rüyalarıma sürekli olarak tesbihli kişiler görüyorum bana para karşılığı tesbih çekeceklerini söylüyorlar. ama ne nekadar hangi duvayı okuyacağımı bilmiyorum bana yardımcı olursanız sevinirim.
    ********************
    Rüyada nedir bilmem ama gerçek yaşamda para ile zikir diye bir şey olmaz. Yapanlar varsa sahtekardır kalpleri bozuk insanlardır.
    Siz muhtaç kişilere sadaka verin.
    Zikir hakkında sorunuza cevap için şu yazımın 5. maddesine bakın:
    http://tasavvuf.devletli.com/gunahlari-kovmak

  2. mehmet yaman dedi ki:

    tarikattata hızlı nasıl yol alınır?
    ****************
    Şeyhin her tavsiyesini emir kabul etmek, yaptığını değil dediklerini yapmak, Allah rızası için hep insanlara hizmette bulunmak, hiç boş durmamak. Öncelikle şeyhin her tavsiyesini yazarak unutmadan yerine getirmeli, eksik bir şey bırakmamalı. Unutmayayalım ki o rehberdir. Rehberin kılavuzluğu olmadan hiçbir yere varamazsınız.

  3. Osman T. dedi ki:

    Bir şeyh öldüğünde yerine bir vekil, halife bırakmamışsa müridlerin ders durumu nasıl olur?

    ***
    1- Bu durumda, önce şeyh efendi ölmemiş gibi devam ederler. Tarikatta ilerlemiş kişilerin zuhuratları ve rüyaları dikkate alınır, incelenir (ne gibi işaretler var diye).

    2- Cemaatten bazı kişiler bütün feyizlerini kaybedebilir. Başka tarikat cemaatlerine geçerler, bu sık görülen bir şeydir.

    3- Birkaç yıl geçtiği halde tarikatte ilerlemiş kişilere aynı zuhuratlarla aynı rüyalarla belirli kişinin cemaatin başına yeni şeyh olacağı gösterilmezse o cemaat kendiliğinden dağılır.

    Bildiklerim bu kadar.

    Mehmed Zahid Kodku (K.S.) yerine şeyh olacak kesin bir isim bırakmadan ölmüştü. Bazı kişiler başka tarikatlere geçti. Ama sonradan hem o kişilere hem dağılmayan kişilere açık seçik zuhurutlar ve rüyalar yoluyla efendi hazretlerinin damadı Mahmud Esad Coşan’ın yeni şeyh olması gerektiği gösterildi. Böylece cemaat dağılmadı, kuvvetlendi ve güçlendi.

  4. Ayşe Diler dedi ki:

    Ben nakşibendi tarikatına katılmak istiyorum, ne yapmam gerekiyor, bayanım, önce kiminle görüşeceğim nereden başlayacağımı bilemiyorum, yardımcı olursanız çok sevinirim..Rabbim razı olsun.
    ***
    Benim bildiğim iki yer var. Biri istanbulda (cübbeli ahmet hocanın cemaatinden bilgi edinebilirsiniz, c. ahmet hoca değil esas şeyh efendiye ulaşmanız veya tarikat ile ilgili kişilere ulaşmanız gerekir).. Diğeri Adıyaman’da menzil cemaati (bunlar bütün türkiyeye dağılmıştır).