Sizin taptığınız Allah ayaklarımın altındadır!

Tarih: 02 Temmuz 2009

Sivas’ta Madımak Oteli yangınının yıldönümündeyiz. Bu yazımın başlığının Madımak Oteli yangını ile ne ilgisi var diye soracaksınız. Yazımı okursanız cevabım yazımın içinde.

Önce kâfir ne demek anlamını düşünelim. “Gerçeği örten kişi, gerçeği örtbas eden kişi” anlamındadır.

İnanmamak değil, gerçeği örtbas etmek.. Nitekim Ebu Cehl adlı azılı kâfir, peygamber efendimizin peygamberliğini ve Allahın hükümlerini inkâr etmiyordu. Reddediyordu, görmezden geliyordu ve görmezden gelinilmesini istiyordu. Çünkü kendi aşağılık çıkarlarına hiç uygun değildi.

Bu bağlamda da, piyasada İslam dinini çok fazla savunan insanların çok büyük bir çoğunluğu kuran ifadesi ile kâfirdir. Çünkü: Kuran ayetlerinin bir kısmını çıkarı için gündeme getirir, bir kısmı çıkarına uymadığı için görmezden gelir. Onun uygulaması budur. “Ayetlerin bir kısmını kabul etmek bir kısmını kabul etmemek” ile yakın derecededir ve uygulamada aynı şeydir. Kalplerde olanı ancak Allah bilir ama şeriat zahire (görünene) bakar ve öyle hüküm verir. Ben de şeriat bağlamında yazıyorum. Müslümanlar dünya hayatında şeriat ile yükümlüdür. Hem “Allah kalplerdeki niyetlere bakar” gerçeğine göre niyetler zaten tamamen yoldan çıkmış. Daha ne olsun?

Başlıktaki söz “Sizin taptığınız Allah ayaklarımın altındadır” sekiz asır kadar önce yaşamış yüksek ilimlere sahip bir Allah dostu olan Muhyiddin-i Arabi’ye aittir. Vaaz verdiği kürsüde müslümanlara bu sözleri söylerken ayağı ile yere vurmuş. Sonra tutuklanmış idam edilmiş. Şeriat görünene göre hüküm verir dedik ya.. O yüzden idamı gerekiyordu. Olaydan birkaç yüz yıl sonra, Yavuz Sultan Selim Han, düşünmüş düşünmüş ve o kadar muazzam ilimlere sahip bir Allah dostu böyle bir söz söylemişse bir hikmeti vardır diye oranın kazdırılması araştırılması gerektiğini söylemiş. O Allah dostunun o sözü söylediği noktayı kazdırmış. Kazılan yerden altın paralar çıkmış.

Yani o büyük zat o zamanın müslümanlarına şunu demek istemiş: “Sizin Allahınız para olmuş. Siz paranın kulusunuz. Sizin Allahınız (para) ayaklarımın altındadır.”

Ya bugünkü müslümanlar ne durumda? Kör kütük cehalet, bağnazlık, paragözlük haddinden fazla yaygın. Her yerde böyle. Her şey daha fazla para kazanmak için artık…

Batılıların bir belgeselinde görmüştüm:
Afganistan’da müslüman bir adam haşhaş yetiştirip afyon elde ediyor ve elde ettiği ham afyonu uyuşturucu kaçakçılarına satıyor. Batılı belgeselciler kendisine soruyor: Bu yaptığınız işin sizin dininizde haram olduğunu bilmiyor musunuz? Adam “biliyorum ama çocuklarımın geçimini temin etmek için başka yolum yok” diye cevap veriyor. Bizde de benzer olaylar çok. Hani bir söz vardır “minareyi çalan kılıfını hazırlar”.. işte onun gibi.. herkes kendi vicdanını köreltmekle meşgul. Faiz haramdır ama adını başka türlü koyarak faizcilik işlerine bile bulaşanlar var. Adı değişince İslami oluyormuş haram değilmiş!!!

Yemeklik olarak canlı hayvan satışlarının yapıldığı bir forumda genleri değiştirilmiş dejenere edilmiş bir türden söz ettim. Bunlar çok kısa bir sürede yeterince etleniyor ve kesilip piyasaya sürülüyorlar. Hayvanların yaratılışları değiştirildiği için, obezite hastası olarak dünyaya geliyorlar. Kurandaki “Allahın yarattığını değiştirmek” meselesini de gündeme getirerek, bunun şeytanca bir iş olduğunu, Allahın yarattığını değiştirmek olduğunu, müslümana bu tür et üretiminin ve ticaretinin yakışmadığını anlatmak istedim. Site üyelerinin geneli çok dindar insanlar olup birbirlerine ayetlerle hadislerle konuşurlar. Nedense sadece bir kişinin kaçamak ve çeyrek onayının dışında o dindar kişilerin tümü sözlerimi görmezden geldi. Konu örtbas edilmek istendi. Kurandaki “Allahın yarattığını değiştirmek” meselesini yazdığım halde hem de…

Evet, işin içinde para varsa hiçbirimiz ne Allah dinleriz ne de peygamber!!! Para her şeyden tatlıdır. Çok ama çok tatlıdır. Bu durumda beni kim dinler? Bana kim inanır?

Hangi mesele olursa olsun, para ile ilgili, maddi çıkarlarla ilgili ise, o meselelerde maddi kazancı engelleyecek İslam dininin hükümleri görmezden gelinir ve örtbas edilir. Toplumumuzda böyledir. Aslında kötü niyetle yapılmıyor. Sadece gelenek olmuş. Bu durumda, İslam dini de toplumumuzda basit bir gelenek seviyesine indirilmiş oluyor. Allah elbette kalplerdeki niyetlere bakar. Fakat, kabul edelim müslüman olduğumuz halde islami yönden hiçbir kalitemiz yok ve sadece sıfırız. Hatalarımız çok. Kurandaki hangi ayete bakarsak bakalım kafir hükmündeyiz. Yukarda da dediğim gibi, niyetlerimiz yoldan çıkmış. Her türlü kötülüğümüzün kökleri niyetlerimizdedir, en soyut niyetlerimizdedir.

Gelelim Madımak Oteli ile bu meselelerin ilişkisine: Bizim gibi paragöz insanların “Allah” dediği varlığa diğer insanlar elbette saygı duymaz. Çünkü bizde güzel bir örnek gördükleri yok! Allahın değil paranın kulu olursak elbette olacağı budur. Bu dünyada rezil ve zelil kalmaya mahkum oluruz.

İnsanların yandığı, cızbız ızgara olduğu, kebap gibi piştiği Madımak Oteli şimdi ne durumda peki bunu kaç kişi biliyor?

Kebapçı olmuş! Şaka gibi… Gerçekten kebapçı olmuş. Hangi paragöz şeytan bunu düşünmüşse düşünmüş. Ve müslüman kılığına girmiş diğer insan şeytanlar, orada bir zamanlar insanların kebap gibi piştiklerini düşünerek orada kebap yiyorlardır herhalde! Bilmeden gidenler de vardır, onlara bir sözüm yok.

Sonradan eklenen not: Yukardaki yazımın son satırlarında yazdığım kebapçı dükkanının birkaç ay önce kapatıldığını öğrendim. Feci bir ayıp sona ermiş.

Açıklamalar:
1- Okuduğunuz yazı hakkında sorunuzu veya yorumunuzu aşağıya yazabilirsiniz.
2- Yazılarımı RSS ile takip edebilirsiniz.
3- Tüm yazılarım kendi tecrübelerimin ve araştırmalarımın eseridir.

Yukardaki yazı ile ilgili ek bilgiler ve yorumlar:

  1. Anonim dedi ki:

    Aklına eline koluna sağlık. Bizi yaratan bunca çirkinliğe bunca kötülüğe rağmen dünyayı ters düz etmediği için insanların şükredip bir an önce Kur’an ahlakı ile ahlaklanıp yapmış olduklarını değil yapacaklarını düşünmeleri lazım bu ahir zamanda. Allah bütün insanların hakkında hayırlısını versin. Yaşamımız her geçen gün kötüye gidiyor. İnsanoğlu bu zamana dek yapılmış olan bunca teknolojik ya da adına medeniyet dedikleri gelişmeleri kendilerine hak görüyor. Bize hak olan Allah’ın emirlerine ve yasaklarına uymak; ama bu zamanda bu kadar islam cahili varken uygulanamıyor olmasına şaşmamalı. Tekrar eline yüreğine sağlık.