Neye hasretseniz onunlasınız

Tarih: 10 Ağustos 2010

Rüyalarımda en çok rahmetli annemi babamı görüyorum. Genelde onları “her gün” rüyamda görürüm. Buna sebep nedir? Şunlardır: Derin sevgi + büyük özlem + büyük bir sorumluluk hissi + minnet duygusu + ödenememiş minnet borcu…

Ramazan ayında insanlar oruç tutar. Bütün yıl hiç kimsenin aklının ucundan bile geçmeyen yemekler, tatlılar, meyveler Ramazan ayı boyunca bol bol yenir. Artık Ramazan ayı ulusal bir yeme içme hazmetme ayı olmuştur. Televizyon reklamlarında bol bol yiyecekler içecekler tanıtılır çünkü daha fazla ilgi çekiyor.
Banka reklamlarında yeme içme masraflarına puan hediyeleri verileceği anlatılır çünkü insanlar yılın 11 ayı boyunca bu aydaki kadar aşırı yiyecek tüketmemektedir.
Televizyon sağlık programlarında hazım konularına ağırlık verilir çünkü insanlar en çok bu ayda yemek yerler.
Toplumumuzun büyük çoğunluğu en çok bu ayda gübre üretir. Bütün bunlara sebep, gerçek dindar kişilerin dışında büyük çoğunluk için “islam dini” artık Allahın dini olmaktan çıkıp insanların millî bir değeri derecesine inmiş olmasıdır.

Ayrıca insanlar Ramazan ayında aşırı öfkeli olur. Stres atmaları için Osmanlı Devleti’nin son yüzyıllarında Ramazan aylarında bol bol şaklabanlık sanatları icra edilirmiş. Meddahlar, kantocular, Hacivat karagöz oyunları vesaire… Şimdi de televizyonlarda benzeri programlar yapılır. Akşama kadar yemek yemeyen insanlar sinirinden öfkesinden herkesi kırmış geçirmiştir, fazla stres yüklenmişlerdir. Akşam olunca televizyon karşısında hem abur cubur yemeye devam etsinler hem o şaklabanlıkları seyrederek stres atsınlar. Esas amaç Allahı unutmaktır.

Lokman Suresi 6. ve 7. ayetler:
İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.
Ona âyetlerimiz okunduğu zaman; onları hiç işitmemiş gibi, kulağında bir ağırlık var gibi büyüklenerek arkasını döner. Ona, elem dolu bir azabı müjdele.

Ayetlerde işaret edilen işlerin özellikle Ramazan Ayı’nda daha ağırlıklı yapılması düşündürücü ve bunu Müslüman(?) kişilerin yapması / sevmesi çok üzücü.

Bunlar gerçek olsa da gidişat aslında islamın güzelliklerinin yakında ortaya çıkacağına dair mesajlarla dolu…
İslami bilgiler içeren televizyon programlarına Ramazan Ayı boyunca her yıl daha sık rastlıyoruz. Daha sonra bazı hocalar bütün yıl boyunca gözde tutuluyor. Geçen yılki Ramazan Ayı’ndan sonra Nihat Hatipoğlu Star TV’de kalıcı oldu. Kanay 7’deki Mustafa Karataş daha fazla sevildi sayıldı. Bu yıl bakalım hangi hocalar / İslam alimleri kalıcı olacak? Yani Allahın izniyle her yıl çok küçük de olsa bu ülkede islamilik artış gösteriyor. Çok küçük adımlarla da olsa HAK geliyor. Batıl medya patronlarının niyeti ne olursa olsun ve kimi ön planda tutmak isterse istesinler bir şekilde “diğerlerinden daha doğru sözlü” olan Nihat Hatipoğlu ile Mustafa Karataş hocalar kitlelerin gönlünde daha ağır basıcı bir şekilde yer etti.
Yıl içinde kötü niyetli bir tv programında Cübbeli Ahmed Hoca ile koparılmak istenen fitne geri tepti: Cübbeli Ahmed Hoca’yı sevenlere bir anda yüzbinlerce (belki milyonlarca) kişi daha eklendi. Niyet ne idi akıbet ne oldu! Hiç ummadığım kişiler Cübbeli Ahmed Hoca’yı o programda dinledikten sonra çok sevdiklerini, sözlerinden çok etkilendiklerini gülerek ve mutlulukla söylüyorlar. Bu yıl bir televizyon kanalında Ramazan ayı boyunca Cübbeli Ahmed Hoca’nın sohbetleri gösterilecek. İnşallah o da bu aydan sonra televizyonlarda kalıcı olur.

Ramazan Ayı gerçekte ne içindir?
Bünyeyi dünyevi ihtiyaçlardan mümkün olduğunca uzak tutarak maddi manevi temizlik kazanmak, cismaniyetten ziyade ruhaniliği diri ve aktif hale getirmek, çok kuran okuyup çok düşünmek içindir.

Ramazan orucunun hikmeti bunu amaçlıyor ama Şeytan insanları bunlardan uzak tutmak için elinden geleni yapar. Şeytanın askerleri insanlar da bu uğurda insanlara Allahı unutturmak için, ahireti, hesap gününü, Allahın peygamberlerini, kitaplarını, meleklerini ve Allah dostlarını unutturmak için ellerinden geleni yaparlar.

Ramazan Ayı gerçekte Kuran ayıdır; bedenlerin iyice dinlendirilmesi, ruhun ve kalbin ALLAHIN NURU ile canlandırılması, Kuran üzerinde uzun çalışmalar yapılması ayıdır. Ne leziz yiyeceklere hasret giderilmesi ayıdır ne de bomboş şeylere gülme eğlenme ayıdır.
Bu bağlamda teravih namazları da günümüzde gerçek misyonunu kaybetmiştir. Bu namazın aslı esası, Ramazan ayı boyunca geceleri fazladan namaz kılarak namaz içinde kuran ayetlerinin daha çok okunması, dinlenme araları verilerek okunan ayetler üzerinde düşünme tefekkür yapılması içindir. Şimdi nasıl yapılıyor? Paldır küldür hareketlerle hızlı hızlı yatılır kalkılır; sadece bir aerobik sporu olmuştur.

Gerçek Müminler Ramazan Ayı’nı nasıl geçirir?
Gerçek müminler beş vakit namazlarını dosdoğru kıldıkları halde ve Kuran ile Allah ile irtibatlarını hiç kesmedikleri halde 11 ay boyunca eş, iş, aş meseleleri yüzünden fazlaca dünyevi olmuşlar, daha çok maneviyata fazlaca hasret kalmışlardır; Ramazan Ayı’nı büyük bir hasretle iple çekerler. Onlar için Ramazan ayı Kuran-ı Kerîm ayıdır, manevi kuvvet bulma ayıdır, cismanilikten biraz olsun soyutlanma, şehvetleri tamamen devre dışı bırakma ayıdır. Ramazan ayının huzuruna nuraniyetine doyamayanlar ayın son günlerinde ayrıca itikaf yaparlar ki nur üstüne nur olsun. Bir ay çok kısa bir süre… Çok iyi değerlendirmek lazım… Devlet düzeni, islama uygun olmayan kanunlar müminin Ramazan ayı huzurunu bozamaz. Kimse bahane aramasın. Oruç bile tutamayacak kadar, namazınızın yasaklanacağı kadar ağır şartlarda olsanız dahi, bilin ki Ramazan ayında yine de nasibinizi alabilirsiniz. Görebilene hissedebilene bu ay içinde çok büyük nimetler vardır. Öyle ki, bu güzellikleri değerlendirmek Hak düzeni süngerin suyu çektiği gibi çeker.
İsra Suresi 81. ve 82. ayetler
De ki: “Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkûmdur.”
Biz Kur’an’dan, mü’minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise Kur’an, ancak zararını artırır.

Ramazan ayında kazanılan güzellikler, yılın önemli günlerinin de ihya edilmesiyle bütün yıl bereket saçmaya devam eder. Ramazan ayından başka diğer önemli günlerin en başında Zilhicce ayının ilk 10 günü vardır. Kesinlikle çok iyi değerlendirilmelidir. Kurban bayramının ilk günü Zilhicce ayının 10’udur. Zilhicce ayının ilk 9 gününün Ramazan ayında olduğu gibi oruçlu geçirilmesi; aile, ülke ve dünya selameti için dua edilmesi, tövbe edilmesi, herkesten helallik istenmesi, kul haklarının / benzeri zararların telafi edilmeye çalışılarak gönüllerin alınması, kısaca Ramazan ayı gibi değerlendirilmesi  iyi olur. Ramazan ayı ve Zilhicce ayının ilk 10 gününden sonra her mümin alnı açık yüzü pak olarak Nur üstüne Nur kazanmış olabilmeli ve bir sonraki Ramazan ayına kadar kazandıklarını koruyabilmeli. İnşallah. Âmin.

Açıklamalar:
1- Okuduğunuz yazı hakkında sorunuzu veya yorumunuzu aşağıya yazabilirsiniz.
2- Yazılarımı RSS ile takip edebilirsiniz.
3- Tüm yazılarım kendi tecrübelerimin ve araştırmalarımın eseridir.

Yukardaki yazı ile ilgili ek bilgiler ve yorumlar:

  1. A.Y. dedi ki:

    Anneannemi çok severdim. Çocukluğumun yegane arkadaşıydı. Ona herzaman dualar ederim. Kur’an okuduğum zaman aklıma gelir. Ama ne hikmetse rüyamda hiç görmem. Babamı kaybettiğimden beri, onu da hiç görmedim.
    Ölüm benim için bir yıkım olmuyor. Onları düşündüğüm zaman gözlerim doluyor bazen ama ölümün bir son olmadığını bilmek insanı rahatlatıyor. Allah’ım! Bize islam nimetini verdiğin için sana şükürler olsun.
    **************************
    Evet ne kadar çok şükretsek azdır. Yazımdaki bir yargımı siliyorum. Galiba ölmüşleri rüyada görmek insanın manevi yapısının özelliklerine göre değişiyor. Ben ölmüşleri rüyamda çok fazla görürüm. Sadece yakınlarım değil çocukluğumdan hatırladığım eski komşularımızı, bazı ünlüleri bile. Laydi Diana, Uğur Mumcu, Atatürk.. Bir de mezarlar var: Muhammed Baba Semmasi hazretlerinin kabrine rüyamda bir iki defa gitmiştim. Bir defa da Abdülkadir Geylani’nin mezarını rüyamda gördüm. Ahmed Rufai, yanlış hatırlamıyorsam bizzat kendisini rüyamda gördüm. Said Nursi’yi de görmüşümdür. Peygamber efendimizi az sayıda ve görüntüsüz olarak görmüşümdür. Görüntüsüz rüyalar da oluyor. Hayattaki insanlar neredeyse hiç rüyama girmez. Annanem ile teyzem, bu iki rahmetli ancak manevi olarak çok özel çalışmalar yaptığım zamanlarda rüyama girerler. Şimdi son zamanlarda annemle babamı çok sık görüyorum.

  2. Râna dedi ki:

    Yargı olarak değerlendirip kaldırdığınız kısmı bizler büyüklerimizden, hocalarımızdan hep o şekilde dinledik. Bu bir yanılgı mı?

    Geçen sene Peygamber efendimizi Ravza ziyaretinde cennet bahçesi olan kısımda(kabri ve minberi arası) başından göğsüne kadar karşımda resmen görüyordum. O zamana kadar ruyamda da hiç görmemiştim. Şemaili şerifini biliyordum. Şeytanın efendimizin suretine giremeyeceğini de… Çok şaşkındım, yanılıyor olabilirmiydim? hep kendimi, halimi sorguluyordum. Buraya dönünce peygamber efendimizi ruyamda gördüm ve o zaman gerçekten efendimiz olduğuna ruyanın içeriğiyle tatmin oldum.
    *************************
    Haklısın. Büyüklerimiz, değerli alimlerimiz bin küsür yıldır benzeri sözler söylemişlerdir. Ancak benim ifadem, konunun gidişatına göre “insanları yargılamak” gibi görünüyordu. Bazı islam büyükleri peygamber efendimizi çok sevmelerine, bir an akıllarından çıkarmayacak kadar özlem duymalarına rağmen rüyalarında göremediklerini de biliyorum. Günümüzde de belki o durumda olan müminler vardır. Zaten rüyada görmekten ziyade her an O’na sevgi ve özlem duymak çok önemlidir. Bazı hayır işlerimizi bizzat haber alabilir bu da ayrı bir şey. Mesela abimin şiddetli hastalıklarında hastanelerde benden çok koşuşturan roman bir komşu kadın vardı. 2006 Ramazan ayı idi. O kadın çok hayır sahibiydi ama bildiğimiz kadarıyla namaz kılmaz, tesettüre riayet etmezdi. O günlerde rüyasında peygamber efendimizi görmüş, o kadar etkilenmiş ki ayaklarını öpmüş. Demek ki kadının kalbinde güzel bir iman varmış, rüyasında kalbi Allahın rasulünü tanıyor, büyük sevgi duyuyor ve büyük bir tevazu sergilemeye çalışıyor.
    Senim hem uyanıkken görmen hem rüyanda görmen çok hayırlı bir şey. Allah mübarek etsin. Bende uyanıkken bir defa çok sarsıntılı üzüntü bir anımda görüntüsüz olarak ciddi bir tesellici etkisi olmuştu. rüyalarımda da görüntüsüz olarak görmüşümdür. Bir de yakaza var, yine görüntüsüz. Geldi ve her zaman yaptığım bir şeyi yapmadığımı gördü. Sonra kendime geldim mesele şuydu: O günlerde yatmadan önce belirli bir sayıda salavat okurdum. O gün okumamıştım.