Namaz baştan sona yoğun sevgi

Tarih: 14 Kasım 2011

Çok şey görüp beğeniyoruz. Keşke alabilsem, keşke orada olabilsem, keşke öyle olabilsem vesaire vesaire. Ama düşünmeliyiz ki Cennet’te her şeyin çok daha üstün kalitelileri var. Hem tükenmez, eskimez, bozulmaz hem sonsuza kadar. Hatta bu dünyada hiçbir şekilde hayal bile edemeyeceğimiz çok büyük mutluluklar var Cennet’te.

Bu dünya, içindeki her şeyle birlikte iki günlük bir misafirhane.

“Beğeni”.. fani şeylere.. içimiz gidiyor. Namazlarımız böylece yalan oluyor. Peygamber efendimiz dememiş miydi “bakma bile!”

Namazda bütün beğenilerimizin, bütün övgülerimizin Allah’a olduğunu söylüyoruz. Çok defa, değişik şekillerde söylüyoruz. Namazın bu yönüne dikkat edin, görün.

Her kelimesini çok seviyorum. Sadece bir ikisini ele alalım bakalım:

“Semiallahu limen hamideh” (Allah, ona hamd edeni işitir). Ne güzel söz. Hem müjde veriyor hem ümit veriyor. Ne kadar söylesek tadına doymayız.

O sözün hemen ardından “Rabbena lekel-hamd” (Rabbimiz, bütün övgüler beğeniler sanadır) diyoruz. Adeta O’na çok daha yaklaşmış oluyoruz. Bu da çok güzel. Hepsinin başka başka lezzetleri var.

Şah-ı Nakşibend (K.S.) hazretlerine hangi amel daha üstündür diye sormuşlar. O da cevap olarak “hangi amel üstünde ölmek isterseniz” demiş.

Ben namazı tercih ediyorum. İnşallah öyle olur.

Peygamber efendimiz (S.A.V.) demiş ki: “Bana üç şey sevdirildi. Namaz, kadın ve güzel koku”.

Efendimizin bu sözü edebî, şiirsel bir özelliktedir. O’nun sözleri de namaz gibi güzel.

Namaz: Büyük sevinç, mutluluk, büyük sevgi, rahatlama, hoşnutluk, güzellikler, alabildiğine geniş bir huzur ve sonsuz güven.

Peki insanlar niçin namazdan kaçar? Belki bilmedikleri için. Yani sözlerin anlamlarını bilmiyorlar. Ya da anlamını bilseler de kalplerinde kılıf var. Daima gafiller. Namazın içinde olsalar bile Allah’la irtibatta değiller.

Tul-i emel sahibi olmayın. Allah’ı yarınlarda aramayın. Peygamber efendimize ve Allaha yakınlaşmak için bir şey biriktirmeniz gerekmiyor. Yakınlaşmanız gerekmiyor. Onlar size yaklaşır. Sen bir adım at, onlar sana hemen gelir. Yakınlaşmak böyle oluyor.

Bir defa “Allah” dedin, yakınlaştın. Yine söyle yine yakınlaş. Göremiyorsan duyamıyorsan bu senin inadın. Eksikliğin demiyorum, kabul etmemek üzere inattasın. Allah dersin, ama elbette eğer niyetin de Allah ise yakınlaştın demektir. Secde ettin, yakınlaştın. Fakirlere yardım ettin, yakınlaştın. Yakınlaşacak çok şey var. Her an bir tanesini yapmak lazım. Acele etmeden ama ara vermeden.

Engel yok. “Ama benim işim caiz olmayan bir meslek” derseniz bile, bilin ki bir yönünüz o işin dışındadır. Allah her şeye gücü yetendir. Eğer imanınız varsa böyledir. İstersen kalp – ruh yönünden Allaha yönelirsin. Sen Allaha inan, o seni uygun olmayan yerlerden çeker çıkarır. Bu mesele bu kadar kolaydır. Zorlaştıran sizsiniz. İnanmıyorsunuz. Ya da amacınız fani şeyler. Arayışınız fanilikte. Hedefiniz fanilik. Allahı da fani mertebesine çekmek istiyorsunuz. Onun için olmuyor. Fanilikten, fani hedeflerden bu dünyada elbbette ayrı kalamayız. Ama kalplerimiz Allaha yönelik olsun. İşte bütün mesele budur. Mutluluğun sırrı da bu. Namaz. Size yasaklanmış bile olsa, eliniz kolunuz bağlı bile olsa zihninizle kılabilirsiniz. Sadece bir “Semiallahu limen hamideh” sözü, peşinden bir “Rabbena lekel-hamd” sözü.. Bunları zihinden söylemek bile, bir defası bile bir ömre bedel. Siz bu kadar sevin, görürsünüz Allah size ne kapılar açar.. O her şeye gücü yeten tek Allahtır.

Açıklamalar:
1- Okuduğunuz yazı hakkında sorunuzu veya yorumunuzu aşağıya yazabilirsiniz.
2- Yazılarımı RSS ile takip edebilirsiniz.
3- Tüm yazılarım kendi tecrübelerimin ve araştırmalarımın eseridir.

Yukardaki yazı ile ilgili ek bilgiler ve yorumlar:

  1. Râna dedi ki:

    Şu ifadeniz çok hoşuma gitti:”Allah’ı yarınlarda aramayın” :)

    Belki biz yarınlarda arıyoruz gibi görünüyor lakin, bizler yarınlarda aramaya itiliyoruz. Günahlarımız, kusurlarımız güzelliklerin bize ulaşmasına perde oluyor, onları yapabilmekten alı konuluyoruz. Kimimiz namazdan, kimimiz namazın sonundaki tesbihten, kimimiz duadan… acil işlerimiz vardı yapamadık sanıyoruz oysa durum çok daha ötelerde bir yerde…

    Hangi amel üstünde ölmek isterseniz, hani dizini dizine dayadığın, gönül aynanı O’nun gönül aynasına tuttuğun halde fena değil hani:) vuslata ne güzel vesiledir.

    Selam ve Muhabbetle!

  2. admin dedi ki:

    Cübbeli Ahmed Hoca’dan güzel bir söz aklımda kalmış: “Namazlarınızı işlerinizin arasına sıkıştırmayın. İşlerinizi namazlarınızın arasına sıkıştırın.”

  3. makes dedi ki:

    Aşka susayan gönüllerimizi ilahi aşktan uzakta tutuyoruz. Halbuki sevgi muhabbet olmadan yapılan her fiil -ibadet- taklit. Hakk’ı seviyoruz diyoruz fakat sevdiğimizi bilmiyoruz. Allaha yakın olmak istediğimizi her fırsatta dile getiriyoruz fakat dünya süsü -ağyar- hakikate ulaşmaya perde. En sevdiğimiz Rabbimiz diyoruz ancak dünya sevgileri hala birinci sırada…

  4. Fuad - Nusaybin dedi ki:

    Namaz çok mühim bir ibadettir. Namaz, dünyada makbul olduğu kadar da Ahirette daha makbuldur çünkü kulun ilk sorgulanacağı ibadet Namaz’dır. Allah bizleri ve sizleri Namazı dosdoğru kılan kullarından eylesin. Çünkü namazı dosdoğru kıldığımızda bu kıldığımız namaz bizi kötülüklerden de alıkoyar.

  5. Evet … Canım kardeşim…Namazı çok yerinde kaleme almışsın… Allah bizleri ve sizleri namazı dosdoğru kılan ve namazla amel eden kullarından eylesin… Amin…Ama nerede… Allah taksiratlarımızı aff eylesin…
    Bizleri dünyada aldatan Tul-i Amel dir…Ama malesef ona aldanıyoruz… Allah kendi rahmetiyle günahlarımız aff eylesin… Amin…