Müslümanca Yaşamak, Tövbe ve Cemaat

Tarih: 11 Temmuz 2008

Tövbelerin kabulü için gereken şey, günahlardan hatalardan gerçekten sakınıyor olmamızdır. Ne kadar sakınıyorsak o derecede salih amellere yöneliyoruz demektir. O zaman şiddetle kaçındığımız günahları işlersek çok büyük bir pişmanlık duyarız. İşte tevbenin gerçeği budur.
Günah işleyip tövbe istiğfar duaları okumak tövbe etmek olmuyor. Bunun için gerçek pişmanlık duymak gerekiyor. Pişmanlığın gerçek olması için ise çirkin hareketleri yapmamak için direniyor olmamız gerekiyor. Seve seve yapıyorsak pişmanlığımız da ona göre zayıf olacaktır.

Günahların çirkinliğini ve zararını iyi bilmeli, kaçınmalıyız. Uzak durmak için tedbirler almalıyız. Yine de bir şekilde o günahlara düşeriz ama günah işlememek için elimizden geleni yaptığımız için her günah tekrarı bizi o günahlardan daha da tiksindirir. Zamanla o günahların işlenme sıklığı azalırken her defasında duyulan pişmanlık şiddetlenir.
Zamanla salih amellerimizi hayırlı işlerimizi az ve yetersiz görürüz, günahlarımızı hatalarımızı çok görürüz. Gerçekte ise tam tersidir; günahlarımız son derece azalmış, salih amellerimiz büyük artış göstermiştir.

Ama bütün bunlar tek başına olmuyor. Salih insanlara yakın olmalıyız. Onlarla görüşmeliyiz. Hace Alauddin (K.S.) “sohbet sünneti müekkededir” demiştir. Bu kuvvetli sünnetten mahrum kalmamalı.

Ruhani yakınlık, kimilerine göre “frekans uyuşması” da önemlidir. Herkes herkesle uyuşamıyor anlaşamıyor.
Tarikat cemaatlarında insan cemaatteki kişilerle çok iyi anlaşıyorsa bu hal o kişinin o tarikatte kabulünün alametidir diye Şems-i Tebrizi söylemiştir.

Şah-i Nakşibend hazreleri “Bizim Tarikatimiz Sohbettir” ve “Sohbet ise kaynaşmadır” buyurmuştur.

Büyükleri sevmek kolay. Bu sevgi onların makamı ve toplumdan bir şekilde izole olmasından da kaynaklanıyor olabilir. Eğer o büyüğün müridlerini seviyorsanız ve onlarla kaynaşıyorsanız o zaman tarikatin mürşidine olan sevginiz gerçektir. Müridlerin içinden çoğu şeyhinin istediği gibi hareket eder. Buna rağmen onları sevmiyorsanız o tarikatte değilsiniz demektir. Özellikle günümüz bir arada hizmet etme zamanıdır. Zaman cemaat zamanıdır. Herkes şeyhinden ders alıp münferit olarak çalışmakla bir yere varamaz. Öyle bir zamandayız. İmanları tehlikede çok insan varken iman hizmeti şarttır. Bu hizmet ise cemaat ile olur. Çünkü cemaatte rahmet olur, feyiz ve bereket olur. Bu güzellikleri kimse tek başına oturduğu yerde yakalayamaz.

Ayrıca günümüzde “sinerji” denilen şey: Bir işi yapan insanlar tek başına yaptığında çok verimsiz oluyor. O iş toplu olarak yapılırsa o iş hayret verecek derecede verimli oluyor. Çünkü herkes birbirinden moral alıyor, şevk alıyor işinde azimle çalışıyor herkes çok başarılı oluyor.

Bir başka şey ise görev paylaşımı: Bir eşyayı tek kişi yapmaya çalışsa diyelim ki iki günde bitecek. O eşyayı yapmada birkaç kişi bir araya gelse her biri bir parçası ile meşgul olsa o iş iki günde değil bir saatte biter.

Başka bir örnek: Üç adet 1 ayrı ayrı olsa her biri birer kuvvet sahibidir. Bir araya gelseler bile durum değişmez. Birbirinden ayrı veya birbirine yakın üç tane 1.. Ama tek bir dava için bir araya gelseler kuvvetleri 111 olur.

Cemaatteki hayırlar ve bereketler sayılamayacak kadar çoktur. Yalnız kalmamalı.
Tek başına olmuyor.

Yabancı dil öğrenmede bile: En temiz yolu o dil ana dili olan insanlarla sohbet etmektir. O dili öğrenmedeki bütün çalışmalarınız ancak bu sayede bir yere varır.

Konuya yakın bazı sözler:
İsin yanında duran is, misin yanında duran mis kokar.
Üzüm üzüme baka baka kararır.
Arkadaşını göster sana kim olduğunu söyleyeyim.

Açıklamalar:
1- Okuduğunuz yazı hakkında sorunuzu veya yorumunuzu aşağıya yazabilirsiniz.
2- Yazılarımı RSS ile takip edebilirsiniz.
3- Tüm yazılarım kendi tecrübelerimin ve araştırmalarımın eseridir.

Yukardaki yazı ile ilgili ek bilgiler ve yorumlar:

  1. yansma dedi ki:

    Aynı zamanda bu konuyla ilgili bir çok hadis de bulunmakta:Allah'ın eli cemaatin üzerindedir anlamındaki hadis de bunlardan biri…Ayrıca duyduğum bir şey daha var ki bu konuyla alakalı herkes tarafındanbilinmesi gerekiyor diye düşünüyorum;hesap günü üzerinde kul hakkı olanların amelleri hak sahiplerine verilirken bazı amellere hiç dokunulmayacakmış sebebi ise o ameli ferdin tek başına yapmamış olması…Allah yolunda bir iş iiçin mücadele etmiş ama tek başına değil bir cemaatle yapmış yahut kıldığı namazını cemaatle kılmış,önemli bir kararı danışarak almış gibi örnekleri çoğaltmak mümkün..bu kadar karı varken ferdilikten olabildiğince uzak kalmamız gerekli…

  2. fuadyusufoglu dedi ki:

    Doğrudur..Hani bir söz vardır Birlikten kuvvet doğar…İşte mühim olan bu birlik kötü yonda olursa o da kötülükleri beraberinde götürür.Onun içindir ki;ya alim ol ya da öğrenci ol bunlardan olmazsan da güzel bir dinleyici olAllah'ın veli kullarından bahs etmek onları sevmeye götürür.Allah (c.c.) bizleri tevbe-i nasuh eden kullarından eylesin.Amin.Sevgiyle kalın…