Lezzeti Şükür İçin İsteyin

Tarih: 22 Haziran 2008

Bir zaman Hz. Gavs-ı âzam (K.S.) Şeyh Geylâni’nin terbiyesinde nazdar ve ihtiyâre bir hanımın bir tek evlâdı bulunuyormuş.
O muhterem ihtiyâre, gitmiş oğlunun hücresine. Bakıyor ki oğlu bir parça kuru ve siyah ekmek yiyor. O riyâzattan zafiyetiyle validesinin şefkatini celbetmiş. Ona acımış. Sonra Hz. Gavs’ın (K.S.) yanına şekva için gitmiş. Bakmış ki Hazreti Gavs (K.S.) kızartılmış bir tavuk yiyor.
Nazdarlığından demiş:
“Yâ üstad! Benim oğlum açlıktan ölüyor. Sen tavuk yersin!”
Hazreti Gavs (K.S.) tavuğa demiş:
“Kum biiznillâh!”
O pişmiş tavuğun kemikleri toplanıp tavuk olarak yemek kabından dışarı atıldığını mutemed ve mevsûk çok zatlardan Hz. Gavs (K.S.) gibi kerâmât-ı hârikaya mazhariyeti dünyaca meşhur bir zatın bir kerameti olarak manevi tevatürle nakledilmiş.
Hazreti Gavs (K.S.) demiş:
“Ne vakit senin oğlun da bu dereceye gelirse o zaman o da tavuk yesin.”

İşte Hazreti Gavs’ın (K.S.) bu emrinin manası şudur ki: Ne vakit senin oğlun da ruhu cesedine, kalbi nefsine, aklı midesine hakim olsa ve lezzeti şükür için istese o vakit leziz şeyleri yiyebilir.

Notlar:
1- Kaynak: Risale-i Nur, Lem’alar, sayfa 141, Tenvir Neşriyat
2- Gavs denmekle Abdulkadir Geylani (K.S.) kastediliyor.
3- Bu parçayı Said Nursi‘nin İktisat Risalesinden aldım.
Bu örnekle aynı zamanda tasavvuf konusuna da girilmiş. Risale-i Nur’da bilim, tasavvuf, iman, Kuran her şey birbirinin içinde güzel bir şekilde anlatılır. Bilgi ve maneviyat bakımından farklı farklı her seviyeden insanın alacağı hisseler vardır.
4- Riyazet ve çok az yemek gerekliliği herkes için değildir. Abdülkadir Geylani gibi her şeyi mucizevi bir insanın birinci dereceden talebesi olmak bambaşka bir şeydir. Diğer medrese eğitimleri ile ilgili değildir.
5- Bu örnek bizim için çok abartılı gibi olsa bile “kıssadan hisse” olarak alacağımız yönleri vardır. Bilhassa zevkleri, zevk verici her ne olursa olsun Allah’tan gafil olmadan, helal dairesinden çıkmadan, aşırıya kaçmadan, şükrederek değerlendirmek gerekir.
Ben varım. Yaşıyorum. Allah bu bedeni yaratmış. Görebiliyorum. İşitebiliyorum. Bütün bu nimetler bana boşuna verilmedi…
İnsanlar fotoğraf makinesi gibi, televizyon gibi görsellikle işitsellikle ilgili makineler yapıyor hayret ediyoruz. O insanları hayretlerle tebrik ediyoruz. Ama Allahın müthiş muaazzam nimetlerle bizi nasıl yarattığını unutmuş olarak yaşıyoruz.

Açıklamalar:
1- Okuduğunuz yazı hakkında sorunuzu veya yorumunuzu aşağıya yazabilirsiniz.
2- Yazılarımı RSS ile takip edebilirsiniz.
3- Tüm yazılarım kendi tecrübelerimin ve araştırmalarımın eseridir.

Yukardaki yazı ile ilgili ek bilgiler ve yorumlar:

  1. şükür…"Allah tan isteyeceğiniz şeyleri, şükrü ile isteyin" sözünün değişik bir ifadesi herhalde "lezzeti şükür için isteyin" sözü…Biliyoruz ki şükür, elde olanı elde tutmanın en güzel ve (uzun vadede) etkili yollarından biri… Çok da sağlam bir yol… Para örneği üzerinde düşüncek olursak; parayı toprak altında saklamaktan, isviçre bankalarına koymaktansa ŞÜKRET! o, senindir ve Allah onu sana kilitler… VE sağlık; her altı ayda bir check-up'a, dengeli ve düzenli beslenmeye ek olarak ŞÜKRET… Öyle ki tek başına şükür bile yeter sağlığını elinde tutmaya; yeter ki sonsuz bir inanç ile inan…Ee şükür bu derece önemli iken ve nimeti bize bağlarken, isteyeceğimiz şeyleri de hali ile şükrü ile birlikte istemeliyiz… Zenginliği şükrü ile, sağlığı şükrü ile, şanı şöhreti şükrü ile… bizde şükrü ile birlikte yaşamayan şey zaten elimizde pek uzun kalmıyor ve/veya bizi mutlu etmiyor..Şükretmenin insana kattığı apayrı bir duygu var… bunu ifade edemem… Bu duygu/hal öyle bir şey ki… Bunu tatmak/yaşamak için de istemeliyiz nimeti/lütfu…. Senin başlığın böyle bir şeyi demek istiyor herhalde… Şükür duygusunu/halini yaşamak ve onun farklı boyutlarını tanımak için Allah'tan isteyin… Yani parayı sırf araba almak, arabayı sırf gezmek için değil hepsini şükredebilmek ve şükredebilmenin tadını yaşamak, o tadı evrene yollamak ve tüm evreni bu hisle doldurmak için isteyin… Ne güzel… Bu, kulluğumuzu da kabul etmek ki şükür, Allah ın yüceliğinin ve veren taraf olduğunun, bizlerin ise acizliğinin ve muhtaç taraf olduğumuzun göstergesi ve kanıtıdır… Ama işin garibi, (Allah karşısında) acizliğini ve muhtaçlığını hissettikçe, yani şükrettikçe, yüceliyorsun… Tabii yüceliyorum dersen de alçalıyorsun… tutturması zor bir denge… ama çok mümkün…Daha çok konuşabilirim şükür konusunda.. Doluyum resmen… Ama şükür ki, bu doluluğumu bu tür yazılar sayesinde boşaltabiliyorum… Ama Allah tan, hemen şimdi, bir istekte bulunmak istiyorum:Allah'ım; yakın çevremde bu tür doluluklarımı paylaşabileceğim, kendilerinden razı olduğun, dostlar istiyorum… Allah'ım; böyle dostlara sahip olmanın ve böyle paylaşımlarda bulunmanın şükrünü eda etmek, üzerimde taşımak istiyorum… (amin)