Geleneksel İslam

Tarih: 31 Ekim 2010

Benim kullandığım bir tabir olan “Geleneksel İslam” meğer başkaları tarafından farklı anlamda kullanılıyormuş. Benim bu terim ile demek istediğim şey, halkın elinde törelerle karışarak bozulmuş olan İslami anlayış idi. Diğerlerinin “Geleneksel İslam” dedikleri şey ise şudur: Şeriatten taviz vermek istemeyen, ehlisünnet itikatının dışına çıkmayan, Osmanlı devletinin anlayışına da ters düşmeyen…

Kastedilen manadaki geleneksel islamın savunucularından biri de Cübbeli Ahmed Hoca. Onun bu fikrine katılıyorum. Hatta halkın genel anlayışındaki (eskiden kullandığım manadaki) geleneksel İslam bile korunmalı ve bu temel üzerinden güzelleştirmelere gidilmelidir diye düşünmeye başladım.

Geleneksel islamı terk etmek ancak dinin dışına çıkmamızı sağlar
Bir ağaç köklerini terk etse asla hayatta kalamaz. Geleneksel islamı küçümseyen insanlar ne gibi çirkin planlara alet olduklarını iyi düşünmeli. Hatalı bir adamı yok etseniz o adamdan hatasız bir adam oluşturamazsınız. Ancak bir cinayet işlememiş olmakla kalırsınız.

Geleneksel islamda elbette birçok hatalar vardır. O hatalardan kurtulmak için köklerimizi kesmemize gerek yok. Nerede hata varsa o hataları gerektiği gibi düzeltmek hem en güvenli hem en kısa yoldur.

Sünnetullahta da bu böyledir. Hz. Muhammed (S.A.V.) efendimiz ile ortaya konmuş olan sonuncu dine yapılan Kuran-ı Kerim çağrılarına bakarsak, her şeyi sıfırlayın sil baştan yeniden yapın denmiyor. Yahudilere ve Hıristiyanlara “sizin elinizdeki kitabı tasdik eden Kuran” diye anlatılıyor. Oysa onların ellerindeki kitapların hükümleri iptal edilmişti. Buna rağmen Allah yüce merhameti ile o zamanın gelenekselliğinin terk edilmeden yenileştirilmesini uygun görmüştü.
Kuran-ı Kerim’in 23 yılda yavaş yavaş insanlara benimsetildiğini unutmayalım. İnsanlara İslam dini her alanda külliyen ani ve kesin bir dönüşüm yapılacak şekilde getirilmedi.
Peygamber efendimiz birçok ibadeti Hz. İbrahim’den devam edegelen şekilleriyle yapıyordu. Vahiyler geldikçe yeni dine göre yapmaya başlıyordu. Halk arasında gereken hukuki meseleler ise mevcut geleneksel hükümlere göre yapılmaktaydı; vahiyler geldikçe İslam dinine uygun değişiklikler yapılıyordu.

Şimdi, halkın benimsediği islami değerleri ve atalarımızdan gördüğümüz din anlayışını terk etmeden ama yavaş yavaş gerçek şekilleriyle değiştirerek devam etmemiz en sağlam yoldur. Aksi takdirde Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan oluruz!

Açıklamalar:
1- Okuduğunuz yazı hakkında sorunuzu veya yorumunuzu aşağıya yazabilirsiniz.
2- Yazılarımı RSS ile takip edebilirsiniz.
3- Tüm yazılarım kendi tecrübelerimin ve araştırmalarımın eseridir.

Yukardaki yazı ile ilgili ek bilgiler ve yorumlar:

  1. yansma dedi ki:

    Hayırlı bayramlar E.Ali ağabey, selam üzerinize ve üstümüze olsun…
    *****************
    Çok teşekkür ederim. Cümlemizin bayramı hayırlı olsun mübarek olsun.

  2. Cüneyt - Bursa dedi ki:

    Geleneksel İslâm’ın da her bireyin hakkının korunduğu islâm devletinin kurulmasının da tek yolu barış şeriatını ayrıntılarıyla ortaya koymaktır. Bunun da yolu içtihat müessesesini canlandırmaktan geçer. Geleneksel islâm ise içtihattan uzak olduğundan Kur-an düzeninin kurulması için Kur-an’ın sistematik bir analizi ve tefsiri yapılmalıdır. Şeriatın temelleri ortaya konmadan mevcut sistemden daha iyi bir sistem olup-olmadığı ispatlanamaz. Bu temeller ortaya konmalı ve pilot uygulamaları yapılmalıdır.