Gaflet ve Bilinçaltı

Tarih: 10 Ağustos 2008

Mecnun devesine binmiş Leylâ’sına gidiyor. Büyük bir çölü aşmak zorunda. Deveyi dikkatle güdüyor. Yol çok uzun. Mecnun ara sıra uykuya dalıyor. Onun her uykuya dalışında deve kendi başına hareket ederek bildiği yöne, geriye, eve doğru gitmeye başlıyor. Mecnun ne zaman uyanırsa o zaman durumu anlayıp deveyi tekrar istediği yöne çeviriyor. Yol uzun. Tekrar uykuya dalıyor. Deve tekrar kendi bildiği yöne yol tutuyor. Bu böyle devam ediyor…

Burada mecnun bizim kendimiz, deve bilinçaltımız ve nefsimiz, Leylâ ise ulaşmamız gereken gerçeklerdir diye düşünelim. Hikâyedeki uyku ise gafletimizdir. Ne zaman gaflete düşersek o zaman üstümüze vazife olan esas meselelerle değil başka şeylerle oyalanırız.

Ders mi çalışman gerekiyor? Onu yapacağına ya müzik dinlersin ya televizyon seyredersin ya da bilgisayar başında bir şeylerle oynamakta oyalanmaktasındır. “Peki ama bunları yaparken ben sorumluluğumu unutmuş değilim” diyebilirsin. Evet, işte gaflet budur. Gaflet halinde insan kendi üstüne esas vazife olmayan ve kendisine ancak zaman kaybettirecek, hatta günah kazandıracak işlerle meşguldür. Bu gereksiz şeylerle uğraşırken bir de kendisini savunur. “Sıkıldım, yoruldum, kafa dağıtıyorum…” vesaire..

Demek oluyor ki gaflet manevi kuvvetlerin yok olması veya işlevsiz hale gelmesidir. Gaflet halinde şevk, istek, sevk olunma gibi hassalarımız esas gereken yönde değil dağınık dağınık gelişigüzel bir şekilde çalışır. Böyle olunca da nefsimizin alışkanlıklarınca çeşitli meşguliyetlere kendimizi bir güzel kaptırırız.

Açıklamalar:
1- Okuduğunuz yazı hakkında sorunuzu veya yorumunuzu aşağıya yazabilirsiniz.
2- Yazılarımı RSS ile takip edebilirsiniz.
3- Tüm yazılarım kendi tecrübelerimin ve araştırmalarımın eseridir.

Soru ve Yorum yazma bir süre için kaldırıldı.