Duada hesaba katılması gereken

Tarih: 17 Ocak 2011

Gerçekte her hareketimiz bir istektir bilmeyiz. Bilinçli dua zor. Öyle ki, bunu anlasak her hareketimize, attığımız her türlü adımımıza dikkat ederiz.

“Duanız olmasa ne öneminiz var ki…” ayetini düşünüyorum.. “Önemim” olması için duam olmalı. Ama hangi dua, nasıl dua, dahası: “dua nedir?”

Bilmiyoruz. “Kul ister Allah yaratır” bu “istemek”ler aşağıdaki gibi kesindir. Dua ise başka bir şey.

— Sağlığına dikkat etmeyen, doktorlara danışmayan kişi kesinlikle “hasta olmayı istiyor”dur. Kim hasta olmak ister ki deriz. Bu itirazımız mantıklı gibi görünse de hiç mantıklı değil.
Bunun tam tersi, yani sağlığına dikkat eden ve doktorların tavsiyelerine kulak asan kişi “sağlıklı olmak istiyor”dur.

— Okulda gösterilen dersleri umursamayan, çalışmayan öğrenci okulda başarısız olmayı “istiyor”dur.

—Günahlarını önemsemeyen, pervasızca devam eden kişi imanını kaybetmek “istiyor”dur.

Bu örneklerden “Kul ister Allah yaratır” gerçeğini anlamalıyız. Bütün bunlarda istemekler kesindir, Allahın yaratacağı kesindir. Zaten hep öyle oluyor. Bunlar kavli değil bilinçsiz olarak yaptığımız fiili dualardır ve bilinçli veya bilinçsiz yapılan fiili dualar çoğunlukla gerçekleşir. İstisnalar olabilir ama kaide budur ve kesindir.

Dua meselesine gelince: Ellerini açıp mıy mıy mıy… Allahım bana şunu ver bunu ver.. Camilerde duyuyorum. İnsanlar hep aynı dünyalık şeyleri istiyor. Bari sessiz dua etseler de yanlarındaki kişilerin canını sıkmasalar.. Kalplerimiz çok küçük ve kapkaranlık. Zihinlerimiz küf tutmuş. Oysa Allahtan isteyecek o kadar güzel şeyler var ki..

Adam oğlunun namazı imanı için dua etmez.. Okulda başarılı olsun, iyi bir işi olsun, … gibi sadece dünyanın bile en sıradan en değersiz şeylerini istiyor oğlu hakkında başka şey istemiyor.

Kul, duada şunu hesaba katmalı: “İsteyen kim?” Ben mi Allah mı? Yani öyle şeyler isteyeyim ki Allah da istememi istiyor olsun.

Senin oğlun zaten ne ekiyorsa onu biçecek. Senin duaların olsa da olur olmasa da olur. Oğlunu bırak önce kendin için hidayet iste, ne yapabilirim diye düşün. Namazın namaz değilmiş ki seni adam edememiş. Allahtan ne isteyeceğinin bilincinde değilsin. Şu fani dünyada rahat etmekten başka bir beklentin yok, başka bir güzellikten anlamazsın.. yazık ki dualarında nurlu istekler yok.

Başka bir adam veya kadın evine son model televizyon alacak, parası yok, Allaha dua ediyor. Biri milli piyango almış büyük bir para çıksın diye dua ediyor. Bir başkası göz zinası yapıp durduğu kişi hakkında yakınlık için dua ediyor. Bu türlü dualar, Allaha iftira etmek gibidir. Veya kafalarında kendi icatları sanal bir ilah var ondan istiyorlar. Gerçek Allah bu tür duaları istemiyor. Biraz Kuran okuyun Rabbiniz kimdir, ne ister düşünün anlamaya çalışın.

Dualarımda şunu isterim bunu isterim.. Allah razı mı? Kimin umurunda? Ben istiyorum ya önemli olan budur deriz başka şey duymak istemeyiz.

Ben filan şeyi istiyorum da acaba Allah bundan razı mı, O da istememi istiyor mu? Razıdır ve istiyor diyelim. Bu da yetmez. Ben o uğurda elimden gelen gayreti gösteriyor muyum?

Sadece ellerini açıp sözlü dua etmek, kalpten veya dille, her ikisi de sözlü duadır, buna Kavli Dua denir. Sadece tam acziyet halinde işe yarar. Ama acziyet yoksa kulun gereken gayreti göstermesi gerekir. Gayret Fiili Dua’dır. İstediği şey hakkında yapması gerekenleri imkânları elverdiği halde yapmayan kişinin kavli duası kabul olunmaz, çünkü burada öncelik fiili duadadır.

Yani, yapmamız mümkün olan şeyde hem kavli hem fiili dua edeceğiz. Yapmamız hiçbir şekilde mümkün olmayan şeylerde sadece kavli dua edeceğiz. Gerçi imkânlarımız elveriyorsa fiili dua tek başına yeterlidir ama sevabı ve bereketi olmaz, bir de gafleti arttırır.

Dualarımızda esas neyi hesaba katacağız? “İstediğim şey öyle bir şey olsun ki Allah da istememi istiyor olsun.”

Örnek: Nuh (A.S.) iman etmeyen oğlunu da gemiye almak istiyordu. Allahın izni rızası yoktu. Çok dua etti. Sonunda Allah ona öyle sert bir ikazda bulundu ki koca peygamber neye uğradığını şaşırdı.

Tabii ki tövbe etti. O duasını bıraktı ve huzurdan kovulmaktan kurtuldu.

Ya biz?

Diretiyoruz da diretiyoruz. Öyle insanlar vardır ki batıl yoldaki devamlı duaları yüzünden rahmet dairesinden kovulmuştur. Sonunda kendilerinde ne nur kalmıştır ne namaz. Halen kalpleri batıla meyledip durmaktadır. Nurları namazları kaybetmesinin ne kadar feci bir ceza olduğunu anlayamamakta.

Allah hepimizi akılsızlıktan korusun. Kılavuzlarımız kargalar olmasın. Âmin.

Açıklamalar:
1- Okuduğunuz yazı hakkında sorunuzu veya yorumunuzu aşağıya yazabilirsiniz.
2- Yazılarımı RSS ile takip edebilirsiniz.
3- Tüm yazılarım kendi tecrübelerimin ve araştırmalarımın eseridir.

Yukardaki yazı ile ilgili ek bilgiler ve yorumlar:

  1. Pınar, İzmir dedi ki:

    Çalışmadan dua eden, silahsız harbe giden gibidir.Önce günahlara tevbe etmeli, istiğfar okumalı, sadaka vermeli, imanını düzeltmeli, duanın kabul olacağına inanmalı, iki diz üzerinde kıbleye karşı oturup duaya başlarken ‘subhane Rabbiyel aliyyil a’lel vehhab demeli, euzu besmele çekip hamd ve salavat okumalı, duayı üçten fazla söylemeli! Kabul olmadı diye ümit kesmemeli, kabul olana kadar uzun zaman tekrar etmelidir! Eğer isteyince verilmeseydi, Allah istemeyi vermezdi!

  2. Masalah Terzi - Muş dedi ki:

    islamin moharem ayidir ve allahin ayidir ve yılbası haramdı nobahtir çok ğonahtir ve zalimdır.

  3. Ahmet Çamkerten, İzmir dedi ki:

    İmanını kaybetmiş bir kişi tekrar imanına kavuşmak için ne yapmalıdır?
    ***
    Sorunuz pek açık değil. İki anlam çıkıyor yani sorunuz iki değişik soru gibi düşünülebilir.
    1- Artık iman etmeyen bir kişinin tekrar iman etmesi için ne yapılmalıdır?
    2- Küfre girmiş bir kişi nasıl iman tazelemeli, nasıl temizlenmelidir ki tekrar temizce imanlı devam edebilsin?

    1. soruya cevap çok ama insanları imana döndürmek zor. İmansız olmuş kişi kendisi istemiyorsa hep reddediyorsa yapacağımız bir şey yok. Biz müslümanlara düşen şey daima en güzel şekilde tebliğde bulunmaktır. Bu da yetmez, her şeyimizle örnek insan olmalıyız ki yüksek saygınlığımız olsun, tebliğlerimize insanlar kulak assın. Kimse demesin ki sen önce kendi yediğin haltlara bak..

    2. soruya cevap: Kişi eğer pişman olmuşsa zaten bu pişmanlık bir tövbe, bir Allaha yöneliş demektir. iman’ın gerektirdiği gibi yaşamaya devam etsin, temiz müslümanlarla sık sık görüşsün arayı hiç açmasın. hayır hasenat işlerinde bulunmaya dikkat etsin. bir hadis: “kişi sevdiği ile beraberdir” bu dünyada nasılsa ahirette de öyle olacak. kimleri seviyoruz dikkat edelim.