Doğru Rehber

Tarih: 23 Haziran 2008

Çok yıllar önce bana bir Allah dostu demişti ki: Sen madem bu kapıdasın (filan tarikatı kastediyordu) o halde tasavvuf kitapları okumamalısın.
Ben söz dinlemedim okudum. Yıllar sonra gördüm ki haklıymış. Daha Farz nedir sünnet nedir, önemleri nelerdir, namazımı dosdoğru kılmak için ne yapmam gerekir, bulunduğum kapının iman kuran hizmetini neleri içeriyor bilmeden Mevlana’ları, Rabia Adeviyye’leri öğrenmek bana zarar vermişti. Bütün dindar müslümanları eksik ve kusurlu görmeye başlamıştım. Hâlbuki o mürşidin maneviyatı ile önceden sadece kendi işime bakıyordum. O zamanlar henüz öğrenmediğim bir ayet: Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.. İşte bu yolda yavaş yavaş ilerlerken her şeyim alt üst olmuştu.

İnsan dünyaya gelmiştir ama nasıl gelmiştir? Asli yaratılışından tamamen uzaklaştırılmış olarak. Esfeli safiline indirgenilmiş olarak.
Bu durumda her türlü çıkarcılığımızı en başta kabul etmeliyiz.
Bir hadis vardı, her hayırda önce kendinizden başlayın deniyordu. Rehberimiz bunlar olmalı.

Şu gibi rivayetler benim seviyemdeki insanlara zarar verir:
İki derviş sohbet ediyor. Biri diyor ki “biz bulduğumuz zaman şükrederiz, bulamadığımız zaman sabrederiz.”
Diğeri cevap veriyor:
Sizin yaptığınızı bizim Horasanın köpekleri de yapıyor. Biz ise bulduğumuz zaman dağıtırız, bulamadığımız zaman şükrederiz.
İşte bu son dereceden yüksek seviyeden olan hakikatleri benim gibi insanlar taşıyamaz.
Bir hayır bulursam kendi nefsimden başlamalıyım. Sonra derece derece en yakınlarıma yaymalıyım.
Peygamber efendimiz genel kitleye göre konuşmuş.
Tasavvuf kitaplarında ise çok çok özel, istisnai Allah dostlarının halleri yazar. Benim gibi insanlar okur onları örnek almaya çalışır sonra taşıyamaz hapı yutar.
Hz. Ali efendimizin güzel bir sözü:
“insanların arasında sıradan bir insan ol.”
Mevlana’nın oğluna önemli bir tavsiyesi:
“Hiç kimseden üstün olmaya çalışma ve olma.”

Tasavvuf çalışmalarında insanın sadece “bir tane” rehberi olmalı. O rehbere bağlı olmak ise formalitede kalmamalı. Başka yerlere bakmamalı. Kendi rehberine danışmalı.
Bu kadarıyla da kalmaz. O rehber “seni” tanır. Sana özel tavsiyeler verir.

Eğer rehbersiz hareket edecekseniz en sağlam kaynaklardaki hadislerdeki tavsiyelerle hareket etmelisiniz. Kurandaki ayetleri ise en iyi âlimlerin tefsirlerindeki açıklamalarla değerlendirmek gerekir.

Açıklamalar:
1- Okuduğunuz yazı hakkında sorunuzu veya yorumunuzu aşağıya yazabilirsiniz.
2- Yazılarımı RSS ile takip edebilirsiniz.
3- Tüm yazılarım kendi tecrübelerimin ve araştırmalarımın eseridir.

Yukardaki yazı ile ilgili ek bilgiler ve yorumlar:

  1. fuadyusufoglu dedi ki:

    Evet doğrudur:İki dervişten bahsettiğin birincisi İbrahim bin Ethem (r.a.) ikincis ise Şakik el Belhi hazretleri idi.İbrahim bin Ethem (r.a.) Şakik el belhi hazretlerine"Şehrindeki fakirleri nasıl bıraktın?"diye sorunca Şakik El Belhi hazretleri (r.a.):"En iyi halde bıraktım. bulurlarlarsa yerler, bulmazlarsa sabrederler." dedi.Bunun üzerine İbrahim bin Edhem (r:a.);"Ben de Belh köpeklerini aynı halde bıraktım."buyurunca Şakik El Belhi hazretleri (r.a.);"Sizin fakirleriniz nasıldırlar?" deyince İbrahim -i Edhem (r.a.);"Bulmazlarsa hamdederler, bulurlarsa başkalarına verirler. " buyurdu.Şakik el Belhi (r.a.);"Hakikat budur." deyip İbrahim -i Edhem'i (r.a.) başından öptü.Sevgiyle kalın.. Duayla kalın…