Bu sen değilsin

Tarih: 05 Mayıs 2010

Kim öz kendisi olabiliyor ki? Çok zor. Bazen filan arkadaşınsındır, bazen baban, bazen annen, bazen öğretmeninsindir. Bazen şu kişi bazen bu kişisindir. Bazen okuduğun bir kitabın satırlarısındır. Nefis çok karmaşık. Binlerce aynası olan bir topa benzer. Filmlerde görmüşsünüzdür dans yerlerinde tavana asılıyor. Üstünde küçük kareler halinde yüzlerce ayna var. Her biri başka yöne yansıtıyor başka şey yansıtıyor ve her biri kendi kabiliyetine göre yansıtıyor. Fakat yansıttıklarından hiçbiri kendisi değildir!

beyaz papatyaBilinçaltı şimdiye kadar yaşadığımız, gördüğümüz, tanık olduğumuz her davranışı kopyalamış şablonlar hazırlamıştır. İnsanlar arası ilişkilerde, toplumsal ve bireysel yaşamda hangi etkiye ne tepki veriliyor vesaire bunlar başka insanlardan aynen kopyalanmış, nakış nakış işlenmiş olarak bilinçaltımızı oluşturuyor.
Biz bütün bunları hafızamızda veya hafsalamızda göremiyoruz ama hepsi içimizde yer etmiştir.
Bunun yanısıra birçok yapılar oluşmuştur. Bunlar kişiliğimizin açık, gizli ve daha gizli olan yönlerini iç içe teşkil ediyor. Her şey otomatikman gerçekleşiyor.

Hangi durumda ne gibi düşüncelere kapılıyorsak bunların eseridir. Özümüz kör kütük vaziyettedir.

Tedavisi Allah dostlarının nazarıdır, zikirdir, nefis terbiyeleri ile ibadetlerle arınmaktır.
Zikir çok önemli. Kalbe konsantre olarak zikir yapılır. Bütün birikimler zamanla yavaş yavaş erirken onların yerini mürşidin hal ve hareketleri almaya başlar. Mürşid ise peygamber efendimizin sünnetlerine çok bağlı olarak islam dinine tam uygun bir hayat sürmektedir. Zikir yine de Allah dostlarının nazarı olmadan, onlara yakın bulunmadan tesirli olamaz.
Başka yolları da var. Psikanaliz ilmi var. NLP’nin hakiki uzmanları, psikanaliz yollarını kullanmaya çalışıyor. Günümüzde bu işin şarlatanları çok sayıda artmıştır.

NLP öz kişiliğin bütün yanlış yapılanmalardan arınarak etkin olmasını amaçlar. Tarikat – tasavvuf ise mevcut kişiliğin tasfiyesini öncelikle ele alır, rol model olan mürşidin bütün hal ve hareketlerinin kopyalanarak öz kişiliğin bu yeni etkilerle etkin olmasını amaçlar.
Bir insanın rol-model alınması NLP uzmanlarınca da değerli bulunur. Fakat NLP rol-model olayını belirli bir meslekte öngörür. Tasavvuf ise hayatın bütününde gerekli kılar.

Sonuçta, insan özünü bulur ama mürşidinin birebir kopyası olmaz, kendi öz fıtratının etkileri hâkim olur. Böylece sünnete ve şeriata uygun yaşamakta “özgün” olur. Tarikattaki esas hedeflerin sırası bundan sonra olmalıdır.
Yunus Emre diyor:
İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsen
Ya nice okumaktır

Açıklamalar:
1- Okuduğunuz yazı hakkında sorunuzu veya yorumunuzu aşağıya yazabilirsiniz.
2- Yazılarımı RSS ile takip edebilirsiniz.
3- Tüm yazılarım kendi tecrübelerimin ve araştırmalarımın eseridir.

Yukardaki yazı ile ilgili ek bilgiler ve yorumlar:

  1. Râna dedi ki:

    ”bu sen değilsin” ben de hep böyle dedim durdum günlerdir, bu sen değilsin! Mümkün değil, bu sen olamazsın! Bu sen olmamalısın!….

    İnsanın esas özünün meydana çıkmasında, kirliliklerden arınmasında Psikanaliz, NLP, kişisel gelişimler daha bir çok şeyin pek de işe yaradığını sanmıyorum artık. İnsan yanlışlıklardan kurtulmak, güzelliklere kavuşmak, Allah(cc)hunun sıfatlarının taşıyıcısı olduğu o tertemiz özüne kavuşmak, arınmak, Allah (cc)hu ya hakkıyla kulluk yapmak, insanların hakkına girmekten sakınmak istiyor ve bunları yapabilmek için de bir çok şeyi deneyebiliyor. Okuyor, hayatına geçirmeye çalışıyor ama, bir olay anında tüm bildikleri bir kenarda kalıyormuş meğer…

    Bu işin tedavisinde tasavvufdan, tarikattan, mürşidi kamilerden, rabıtadan başka yol yok! Allah(cc) inayetiyle, İnsanın her halini avuçlarının içi gibi bilen ve nasıl tezkiye edileceklerini bilenler ancak ve ancak mürşidi kamillerdir. ”Allah (cc) bir kulunu severse, sevdiğine gönderir, terbiye ettirir, azametine yakışak bir şekilde edeb öğrettirir” miş. Bizlerin tek yapması gereken söz dinlemek ve ibadetlerle Allah (cc)hu ya kendimizi sevdirmek. O bizden razı olsun ki; sevdiğine göndersin de azametine yakışak şekilde edeplenelim, tezkiye olalım. Özümüze kavuşalım, hakiki biz olalım.

    **************************
    Muhterem, aynen katılıyorum ama hangi yol olursa olsun bir şey var onu iyi düşünelim:
    Kişisel gelişim kitapları, nlp kitapları veya psikanalizle ilgili kitaplar… Ve hatta tasavvuf kitapları… Hatta kuran-ı Kerim.. Rehbersiz olunca insanı bir yere kolay kolay götüremezler.
    Çok kişi biliyorum güya bir tarikatta, tabi mürşidi de var, ama mürşidini rehber edinememiş. Yıllar geçiyor aynı tas aynı hamam. Bizim köylülerin bir söz var: “Kızdır müslümanı gör yavuru”… Yani kişinin savunduğu iddialar, inandığını söyledikleri ilkeler prensipler… hepsi sözde kalıyor öze inmiyor. Ani etkilerde özde ne var ise verilen tepkiler öyle oluyor. Mevlananın dediği gibi “tesitinin içinde ne varsa dışarı o sızar”. Özellikle ani karşılaşılan etkilere verilen tepkiler kişinin aynası oluyor. Bunu kendi kişiliğimde de başkalarının kişiliğinde de görebiliyorum. Günümüz şartlarında hiçbir şey kolay değil. Bu zamanda mürşitlere bağlılık ancak biat açısından değerli oluyor.

    Kim ki bütün komplekslerini ve firavun egosunu yenmiş, ölünün ölü yıkayıcısına teslim olduğu gibi mürşidine, rehberine veya doktoruna teslim olabilmişse ancak o bir yere varabilir. Gerisi söz sanatıdır laf salatasıdır.