Astral temizlik ve Hijyeni

Tarih: 08 Haziran 2009

Manevi kuvvet, manevi sağlık, huzur, dingin sağlıklı bir ruh hali için manevi temizlik çalışmaları şarttır. Şarttır ama manevi temizlik bilinen maddi temizlik gibi değildir. Kalbim temiz demekle de olmuyor.

İnsanoğlu bilim ve teknoloji ilerledikçe islamın ve bazı dinlerin gerektirdiği ve bilimsel olarak yanlış sayılan pek çok bilinmeyeni son yıllarda bir bir bilimsel olarak tespit ve ispat ettiği halde hâlâ manevi arınmanın önemini kavrayabilmiş değil. Çok azı müstesna.

Kabul edilmeli ki etten kemikten bedenimiz için nasıl hergün yıkanmaya, sabunlarla şampuanlarla temizlenip paklanmaya önem veriyorsak ve kirlenmemek için dikkat etmeye, bütün bunların üstüne bir de hijyen sağlamaya ihtiyacımız var ise aynı şekilde manevi bedenimizi de hem kirlenmekten korumaya hem her gün temizleyip paklamaya ihtiyacımız vardır.

Bedenimiz nasıl kirlenir bunu iyi biliriz hem kirlendiğini kolayca anlarız gereken temizliği yaparız. Mikropların tehlikesini biliriz tedbirimizi alırız. Manevi bedenimiz için aynı farkındalık herkes için söz konusu değil. Herkes anlayamıyor fark edemiyor.

Astral bedenin kirden pastan korunmasının, temizlenmesinin, arındırılmasının günahlarla sevaplarla çok fazla alakası da yok; belki dolaylı olarak vardır. Bu bağlamda her dinden hatta din benzeri parapsikoloji gibi akımlarda olan insanların astral temizlikleri kendi usullerine göre mümkündür. Yani bunun için gerçek bir İslam akidesine ihtiyaç yok herhangi bir dine mensup olmaya gerek yok.

İslami tarikatlerde “keşif gözü” Uzakdoğu dinlerinde “üçüncü göz” denen hale sahip olmak da astral temizlikle, manevi kuvvetlerle mümkündür. Böylece durugörü gibi, medyumluk kabiliyetleri gibi şeyler ortaya çıkar. Çok daha ileri derece kabiliyetlere sahip olmak da mümkün. Duru görü vb. şeyler bazen herkeste arada sırada olabilen şeylerdir ama özel çalışmalarla rasgele, tesadüfi, gelişigüzel değil insanın kontrolü ile iradesi ile geliştirilebilirler kullanılabilirler. Her şeyin ilmi vardır. Çalışan kavuşur. Bunların iyi insan olmakla cennet ehli olmakla uzaktan yakından ilgisi yoktur. Ayrıca “Arayan Mevlâ’sını da bulur belasını da bulur.” sözünde olduğu gibi insanın niyeti ne ise ve gerekeni gerektiği gibi yapıyorsa Allah ona onu verir.

Astral hijyenden önce astral temizlik bilinmeli, gereği yapılmalıdır. Hijyen ise yığın yığın birikmiş pisliklerden kurtulup temizlik kontrolü sağlandıktan sonra üstünde durulacak bir şey. Yani düşünün tertemiz evlerde bile hijyen sorunları var. Yıllarca pislik içinde kalmış bir evde ise önce kat kat yığılmış pisliklerden kurtulmak, sonra adamakıllı bir temizlik yapmak gerekir. Daha sonra tekrar kirlenmesin diye dikkat edilir; günlük, haftalık, mevsimlik temizlikler titizlikle yerine getirilirken bu düzenli temizliklerin yanısıra hijyene de dikkat edilir.

Bizim tarikatlerin bugünkü hallerinde sanki her şey yerli yerindeymiş gibi çok üst düzeyden başlanıyor. Adam daha yemek yemeyi cima etmeyi azaltmadan, dedikodunun iftiracılığın bencilliğin kötülüğünün ne olduğunu iyice öğrenip kabullenmeden, bunlardan tamamıyla kurtulmaya çalışmadan en mukaddes çalışmalara dalıyor. Çoğunda böyledir.

Sağlığın şakası yok bilirsiniz. Manevi sağlık çok daha ciddidir. Beden temizliği dünyada kalır. Maneviyat temizliğinin önemi ise dünya hayatından sonra başlayacak hayatta kendimizi içinde bulacağımız durumla ilgilidir.

Astral temizliğe nereden başlanır?
Hangi dinden olursa olsun evvela sigara, içki gibi zararlı maddeler terk edilir. Çok yemek yenilmez. Yiyeceklerin en sağlığa zararsızları, en hafifleri tercih edillerek ve bitkisel gıdalara büyük ağırlık verilerek başlanır. Uyku düzeni sağlanmalıdır. Cinselliğin aşırısından kaçınıldığı gibi normali dahi biraz azaltılır.
Çok konuşulmaz. Her şey gereksiz yere çok düşünülmez. Öfkelenmelerden kaçınılır. Pozitif düşünce öğrenilir.

İlk adımda bedeni hafifletmek vardır. Bedensel aktiviteler elden geldiğince sadeleştirilip sağlıklı bir dengeye oturtuldukça yavaş yavaş manevi çalışmalara başlanır. En meşhuru meditasyondur.
Meditasyonun en basiti şöyledir:
Günün sessiz bir vaktinde, en rahat pozisyonda oturulur. Bunlardan amaç ses duymamakla ve beden azalarını hissetmemekle dikkatin dağılmasını önlemektir. Oturulup birkaç saniye veya bir dakika kadar beklenilir. Meditasyon yapmaya konsantre olunur. Sonra gözler kapatılır. Nefes alışverişleri yavaş yavaş 15’e kadar sayılır, bunu yaparken başka hiçbir şey düşünülmez. Sayı bitince insan kendisini tam bir düşüncesizliğe bırakır. Kafada hiçbir düşünce, hatıra, kelime, görüntü olmasın diye insan kendi iradesi ile gayret sarfeder. Bu meditasyonun etkili olabilmesi için en az ölçüsü 10 dakikadır. Her gün tekrarlanır. Günde iki defa yapılabilir.

Dinimizde Lâ ilahe illallah zikrinin tarikatlerde anlatılan şekilde (fakat Nakşibendilerdeki gibi tamamen sessiz) yapılması meditasyona çok benziyor. Hatta meditasyondan binlerce kat daha etkilidir. Sonraki bir yazımda “Lâ ilahe illallah” zikri üstünde duracağım.

Bu çalışmaların kazandırdıkları:
İnsanın şuurluluğunu arttırıyor. İnanılması zor ama gerçekten beklenmedik sürprizlerle insanın hayatına bereket geliyor.

Namaz Kılmak
Dinimizin direğidir. Namaz kılmayan bir insanın müslümanlığı direği olmayan yere yapışık, rüzgarların şiririp söndürdüğü kaldırıp indirdiği bir çadıra benzer. Namaz kılmayanın müslümanlığı omurgası olmayan pelte gibi bir bedene benzer.

Namazı bilinçsizce kılanların namazı namaz değildir bu da bilinmeli. “İki günü bir olan yanılmıştır” hadisini iyi düşünelim unutmayalım. Yani gerçek bir müslüman her geçen günde gelişim kaydetmelidir.

Astral temizlik dediğim olayın âlâsını bilinçli müslümanlar yapar. Kuranı Kerim bununla ilgili kesin emirlerle doludur. O emirler ise ne yazık ki ya hiç yerine getirilmiyor ya da sadece şekilde kalarak yapılıyor. çok az müslüman müstesna.

Tövbenin esası
Tövbe etmek iki şekilde olur.
1- Gerçek anlamda tövbe
Yapılan hata veya hatalar idrak edilir, büyük pişmanlık duyulur, bir daha yapmayacağım diye Allah’a söz verilir. Sonra iş tesadüfe bırakılmaz, o hatanın kökenleri araştırılır tespit edilir tekrar düşmemek için gereken tedbirler alınır. Ama başarısız olunur da tekrar o hataya düşülürse aynı şeyler daha büyük pişmanlıkla tekrarlanır. Bu böyle ciddi pişmanlıklarla ciddi tedbir almalarla devam ederse insan eninde sonunda o hatalardan temelli olarak kurtulur. Tövbe Arapçada “dönüş” anlamına geliyor. Tövbe etmek dinimizde “günahları terk ederek Allaha yönelmek, O’na dönmek” anlamında kullanılır.

2- Estağfirullah
Yola girmiş, her gün gelişmekte yükselmekte olan insan her geçen gün bütün geçmişindeki bütün hal ve hareketlerini kusurlu bulur üzülür hayıflanır. Böylece gelişim devam ederse her gün bir önceki gündeki hal ve hareketlerini dahi kusurlu bulur. Hem bunlar için, hem büyük tövbelerine sebep olan geçmişteki hataları günahları için her gün Allah’tan bağışlanma diler. Bu bağışlanma dualarına Arapçada “istiğfar” denir. Estağfirullah ise “Allah’tan bağışlanma diliyorum” demektir. Aklı başında şuurlu bir müslüman ömrünün sonuna kadar her gün istiğfara devam eder. Çeşitli rivayetlere göre peygamber efendimiz her gün günde 70 veya 100 defa istiğfar edermiş.

Bunu biz hakkıyla yapıyor muyuz? G
ünde 100 defa estağfirullah dememiz eğer sevaptır diye yapıyorsak, yapmak lazımdır diye yapıyorsak bir anlamı yok faydası yok. Eğer evvelki kusurlarımızı anlıyor ve pişmanlıkla sıkıntıyla utançla içimiz yanıyor da estağfirullah diyorsak işte gerçek istiğfar budur. Bu şekilde günde 100 defa estağfirullah diyorsak arınıyoruz demektir.

Kalp gözünün açılması
Bunu keşif gözü gibi doğaüstü kabiliyetlerle karıştırmayın. Kalp gözü açılan bir müslüman hak ile batılı ayırıyor ve batıldan kaçıyordur. Boş işlere dalıp gitmez. Boş meseleler için kederlenmez. Her zaman iyi insanlarla hayır işlerinde yarışır. Dünyanın nadir gerçek müslümanlarından biridir. Hatalardan manevi kirlerden önemli ölçüde arınmıştır ve arınmaktadır.

Arınan insan kusurlarını görür. Kusurlarını görebilen insan kusurlarından kurtulmayı gerçekten ister, kurtulur, her geçen gün arınma içindedir. Arınmanın sonu yoktur. Yükselmenin sonu yoktur. Faziletin sınırı yoktur. Bu güzelliklerde ilerleyebilmek Allahın rahmeti gibi sonsuzdur.

Açıklamalar:
1- Okuduğunuz yazı hakkında sorunuzu veya yorumunuzu aşağıya yazabilirsiniz.
2- Yazılarımı RSS ile takip edebilirsiniz.
3- Tüm yazılarım kendi tecrübelerimin ve araştırmalarımın eseridir.

Soru ve Yorum yazma bir süre için kaldırıldı.