Allah’a Kul Olmak

Tarih: 09 Temmuz 2008

Bayezid Bestami hazretlerine biri gelmiş. Talebesi olmak istediğini söylemiş. Yani o kapıda derviş olmak istiyormuş.
Bayezid hazretleri ona sormuş: “Sen insanların işlediği büyük günahlardan hangilerini işledin?”
Adam şükrederek “Elhamdülillah hiçbirini işlemedim” demiş.
Bunun üzerine Bayezid Bestami: “O halde sen bu kapıda yapamazsın. Git ve o günahlara bulaşmadıkça bir daha gelme!” demiş.
Tabi o mürşidler herkese böyle demez. Belki o kişinin ucub(*) hallerine düşüp kurtulamayacağını anladığı için böyle söylemiştir. Halihazırda da kişideki kuvvetli ucubu görmüş olmalı.

Allah huzurunda yokluk, hiçlik, boynu büküklük, eziklik değerlidir. Din ve tasavvuf büyüklerimiz böyle anlatmıştır.

Günahlara batmadığı halde böyle hissedebilene ne mutlu…

Keşif keramet olayları açıkça görünen bazı tarikat cemaatlerinde şu görülmüş:
Çok büyük bir günahkar tövbe etmek için aralarına yeni geldiği zaman müthiş rahmetler iniyor, acayip haller oluyor….
Bunun sebebi ise o günahkârın o temiz insanların arasında duyduğu çok büyük utanç, dehşetli pişmanlık… Evet, o kişinin büyük kırıklığı, büyük pişmanlığı bulunduğu yerde bütün kalbiyle tövbe ederken oraya çok büyük rahmet çekiyormuş.

İnsan günahlarını unutur sevaplı işleri ile kendisini bir şey sanırsa ilahi feyizlerden nasibi kesilir. Başkalarına da faydası olmaz. Her türlü ucub halleri ile enaniyet(**) sahibi olarak kalır.

Abdülkadir Geylani doğuştan büyük veli idi. Buna rağmen öyle münacatları vardır ki, okuyan hayret eder. En büyük günahkârlar bile kendisini bu denli suçlu bu denli kusurlu göremez der.

İşte veliler böyle halleri dolayısı ile velidir. Her ne hayır işlerse işlesinler Allah huzurunda kendilerini bir hiç görürler. Kendilerini sırf kusurdan ibaret görürler.

Ben öyle miyim? İki gün hakkıyla ibadet etsem üçüncü gün Allahı borçlu çıkarırım.

Allaha öyle bir sığınalım ki, her türlü benlikten her türlü varlık zanlarından O’na sığınalım. Bunun için dua edelim. Bu şuur ile sığınma ise tarikatlerde tasavvuf terbiyesinde en başta gereken haldir. Bir mürşidin manevi derslerini alacaksanız önce bu hali edinmelisiniz. O derslerden amaç Allaha hakkıyla kul olabilmek içindir. Ne keşif için ne de keramet için.
(Bir mürşide bağlanmak – biat etmek ile ders almak farklı şeylerdir. Herkese biat gerekir ama herkese ders gerekmez.)

Dipnotlar:

(*) Ucub: İnsanın güzel halleri ve sevaplı işleri ile kendisini Allah katında değerli, diğer insanlardan daha hayırlı görmesi. Kibre yakındır ama kibir kadar şiddetli bir kötülük değildir. Kibirli kişi her halükârda kibirlidir. Ucup sahibi kişi ise günahlara düştükçe ucubdan kendisinde eser kalmaz.

(**) Enaniyet: Benlik ve gurur birliği.. Kişinin kendi kalitesini, kendi kişisel başarılarını ön planda görmesi ve bundan hem memnuniyet duyması hem keyif alması…
Enaniyetten kurtulamayan insan biraz bilgi ve tefekkür ile en azından itikat alanında enaniyet duygusundan biraz olsun kurtulabilir ama benlik kendisinde çok kuvvetlidir; bu durumda her kalitesini bir cemaat içinde Allah yolunda hizmet ile değerlendirirse enaniyetinin zararı olmaz bilakis faydası olur. Zaten bir cemaatin içine girmiş ve hizmette bulunuyorsa enaniyetinden büyük ölçüde kurtulmuş demektir. Cemaatin içinde hizmette olmayan kişilerde enaniyet varsa bundan kolay kolay kurtulamazlar.
Risale-Nur’da kurtulunması mümkün olmayan marazlarımıza alternatifler getirerek kusurlarımızla dahi iman kuran hizmetinde bulunmamızı, ebedi saadeti yakalayabilmemizi bize öğreten reçeteler vardır. Bu dehşetli zamanda en kısa yoldan insanları kurtuluş yoluna kavuşturabilir.

Açıklamalar:
1- Okuduğunuz yazı hakkında sorunuzu veya yorumunuzu aşağıya yazabilirsiniz.
2- Yazılarımı RSS ile takip edebilirsiniz.
3- Tüm yazılarım kendi tecrübelerimin ve araştırmalarımın eseridir.

Yukardaki yazı ile ilgili ek bilgiler ve yorumlar:

  1. Ay-sima dedi ki:

    ''O derslerden amaç (tarikat derslerinden) Allaha hakkıyla kul olabilmek içindir.''Bunu şöylede düşünebiliriz o zaman eger ders alıpda yapmıyorsak mevlaya baş kaldırıyoruz, bizim kul olmaya ihtiyacımız yok! demek istiyoruz bir yerde öyle degilmi?

  2. E. Ali dedi ki:

    Hakk’ın rızasını kazanmanın çok yolu var. Bu dersler ise bambaşka bir açıdan yapılan çalışmalardır. Tamamıyla halktan gizli olmalı.Şeriatta apaçık yaşanması gerekenler her zaman en ön planda yaşanmalı ve anlatılmalı. Bunları hakkıyla yapabilenler o dersleri yapanlardan üstündür belki de…O derslerden amaç ise bu güzellikleri yakalayabilmektir. Ama hakiki manada..Tarikattten amaç şeriatin hakikatine ulaşabilmektir. Esas hedef budur.Dersleri kimse devam ettirmiyor. Devam ettirenler yok denecek kadar az. Bu devam ettirenler ise ikiye ayrılır: Surette devam edip özü yakalayamayanlar ve istenen gereken hedefe kısmen de olsa varabilenler.Dersten maksat şeriatin hakikatine ulaşmak. Kimi kırk günde kimi kırk yılda.. kimi asla, kimi anında..Zaten zaman herkesin her hali ile hizmet etmesi zamanıdır. Görüyoruz ki tarikatte istenen hedefe varanlar bu zamanda milyonda bir belki çıkıyor. Acaba şu 72 milyon içinde 72 tane kâmil mükemmil mümin var mı?Bu zamanda, bu dersler ile sadece nefsi emmareden kurtulmak ve helal dairesi dışına çıkmadan müslümanca yaşamaya muvaffak olmak bile hedefe varmış olmak gibi önem taşıyor.

  3. neslihan dedi ki:

    Bence cok güzel bir konuya deginmişsiniz. siteyi ilk actıgımda karsıma cıkan ilk konu oldu ve hıckırıklarla okudugumu itiraf ediyorum, o gün yorum yazamamıstım. Evet hakkın rızasını kazanmak için cok yol vardır ama insanların derslere ve bir topluluga baglı olmaları cok faydalı olabilir. Özelliklede cevremizdeki insanlar her ne kadar inanclı olsalarda yeteri kadar islamı yasayamıyor ve yasatamıyorsa bizim de zaaflarımız cok fazla. haliyle bizde bu konuda ihmaller yapıyoruz ve zamanla Allah korusun imanımız catırdamaya baslıyor. bu catırdalamarı duyup iman duvarımızın yıkılmaması için birilerinden yardım istemek zamanı geldiginde kime seslenecegini bilmemek cok acı bir sey. Şimdi belki aranızda Allah insana akıl vermiş dogru yolu kendin bulamıyormusun diyenler cıkabilir ama kardeslerim inanın insan en azından buna ben diyeyim,Tüm bunları bildigi halde defalarca tövbe ettigi halde tekrar yanlıslara düşüp kahrolmak diye bir gercek de var. insan, acaba yanımda, beni anlayan dogru yolda ilerlemeyi hayat tarzı olarak secmiş birileri olsa daha kolay olabilirmi diye düşünüyor. Bu yazıyı okudugum günlerde neredeyse kendimden umudu kesmiş bir haldeydim. artık Allahın huzuruna cıkmaya yüzüm yok ne yüzle el acacagım diye düsünüyordum. Allahın salih kullarının türbelerini ziyaret etmeyi cok arzuladıgım halde ne yüzle yanlarına gidecegim diye kahroluyordum. rüyalarımda türbeler görüyordum kimin oldugunu bilmedigim türbeler, ziyaret edip Allahın benden yüz cevirmemesi için onların rızasını kazanmak istiyordum ama yapamıyordum utanıyordum. Şimdi icimde bir umut ısıgı var biraz olsun güc geldi. Sizlerin samimi yazılarınızdan, kendi hallerinizden bahsetmenizden cesaret aldım da yazıyorum. bunları hiç kimseyle paylasmadım bu güne kadar. dilerim Allahtan bu yazdıklarımdan dolayı beni dıslamazsınız. Ben sizler kadar güzel bilgi verici yazılar yazamayabilirim ama iyi bir okuyucuyumdur. Allaha emanet olun kardeslerim.

  4. E. Ali dedi ki:

    Doğru diyorsun. İnsan dinini bireysel olarak yaşayamaz. İnsan sosyal bir varlık olup buna göre yaratılmıştır zaten. Eğer çevremizde herkes dinden uzak ise onlara benzemekten kendimizi alamayız… Bu durumda devamlı okunan kitaplar faydalı olabiliyor. Şimdi eğer çevrende görüşebileceğin aklı başında dindar müslümanlar yoksa iyi âlimlerin kitaplarını oku, en azından bu gibi sitelerdeki temiz arkadaşlarla yazışmak da ayrıca faydalı olur. Ben bunlardan hiçbiriyle görüşmemişimdir. Ama bu kadarı bile bana çok yardımcı oldu.“Ne yüzle” meselesi: Böyle düşünmemelisin. İnsanın pişmanlık duyması, günahları reddetmesi tövbedir. Bu halde zaten Allaha yönelmiş oluyorsun haberin yok.Allahın rızasına vesile arıyorsan bunu da en başta kendinde ara. Namazlarında, dualarında, iyi hal ve hareketlerinde.. sonra, hakikat bilgilerini öğrenmekte..Allah cimri değildir. Bazen garip bir insanı “adam yerine koymak” bile Allah katında paha biçilmez büyük bir değer taşıyabilir.Tagut’tan yüz çevirmek bile hiçbir şey yapmaksızın tek başına çok büyük bir cihattır.Sen her gün vaktinin bir kısmını namazlara, zikirlere, internette gördüğün temiz dindar müslümanların yazılarını okumaya, gerek duyduğunda yorum yazmaya ayır. Göreceksin her gün daha kuvvetli olacaksın. Ama yeter ki hakikat bilgilerini veren yazılar bulasın. Bu bilgiler insanın maneviyatını ilaç gibi iyileştirir, besler.Geçmiş günahlarından insanlara hiç bahsetme. İyi değil. Gizli olarak Allahtan bağışlanma dilemeye devam et.Dışlamak meselesi: Kim seni niçin dışlasın? Seni ancak Şeytan dışlar bunu hiç unutma. Şeytan insanın apaçık ve kesin düşmanıdır.Türbe meselesi: Yaşayan Allah dostlarını ziyaret etme imkânın varsa bu daha hayırlıdır. Mezardakilere biat etmekle emrolunmadık. Biat önemlidir. Biat ise dünya hayatında yaşayan, şu an iman kuran hizmetinde bulunan tarikat mensubu Allah dostlarına biat edilir. İstanbuldaki Mahmud efendi hazretleri, Adıyamandaki Seyyid Abdulbaki efendi gibi…Şunu bilelim: Türbelerdeki mübarekler hayatta iken bu adlarını verdiğim zatlar gibi idiler. Meselâ İstanbul Kocamustafapaşa’da Sümbül efendi türbesi var. Mübarek hayatta iken İstanbul halkının bir kısmı onu sevmezmiş. İslam âlimlerinin bile bazıları ondan ve cemaatinden yaka silkerlermiş. Şimdi ise türbesi ziyaretçi akınını uğruyor.Bugün Mahmud efendi hazretlerini de hiç sevmeyenler var. Birkaç yüzyıl sonra onun mezarına aynı zihniyetteki halk gidecek dua edecek, dilekte bulunacak. Ne kadar yanlış işler yapıyor şu insanoğlu!… Hayattakilere gitmeli, onlardan nasihat istemeli, dua istemeli.. Onların hizmetlerine bir şekilde destek olmalı..Bu Allah dostlarını, sağ olanlarını veya türbedekilerini Allah rızası için, onların nasihatlerini tutabilmek maksadıyla ziyaret etmelisin. O mübarekler gibi ölene dek Allah yolundan ayrılmamak yönü ile onlara benzemek için Allaha dua etmelisin.Bizim itkadımızca, bir kabre gitsek o ölü kişi kendisini ziyaret edeni bulunduğu âlemden görür. Eğer Allah dostu ise ne gibi etkileri olur bu konuda fazla bilgim olmadığı için devam edemiyorum. Ancak, ölmüş kişilere Fatiha veya Yasin suresi veya her ikisini de okumamız iyi olur. Peygamber efendimizin tavsiyesidir. Demek Allah katında geçerli bir hizmet.

  5. ahmet dedi ki:

    Önce selâmun aleykum.Neslihan kardeşimin yazılarını okudum. Oradaki samimiyeti gördüm. Şunu bilmeliyiz ki Allahu Tealâ Azimüşşan Hazretleri insanları yakmak için bekleyen değil. Hadis-i şerîfte "Eğer siz hata yapan bir toplum olmasaydınız sizleri helak eder yerinize hata yapan bir toplum yaratırdım" diyor. Önemli olan pişmanlık duyabilmek, acizliği idrak edebilmek. Hangimizin günahı yok hangimizin hatası yok? Bunlar alınlarımızda yazmıyor. Allaha ayıpları açsa hangimiz hangimizin yüzüne bakabiliriz!? Rahmetiyle örtüyor Mevla."Dualarınız olmasa neye yarardınız" diyor. Mevla boyun büküp yalvarmamızı seviyor.Herkes sırtını dönebilir. Anamız babamız karımız kızımız hatta tanıdığımız. Yalnız Allah asla sırt dönmez. Ondan başka dost yoktur çünki.Bir annenin çocuğuna şefkatini düşünelim merhametini düşünelim: Hiç kıyabilir mi evladına? Peki bu merhameti şefkati yaratan Allah.. Bağışlaması bol Allahım, sen bizleri bğışla. Bu senin şanındandır. Boyunlarımız bükük huzurundayız. Dostlarınla dost et düşmanına aleyhillana'ye kepaze etme Allahım.Selâmlar sevgiler. Sevgiyle kalın.

  6. E. Ali dedi ki:

    Ve aleykum selâm Ahmet bey. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Allah razı olsun.Yalnız, lütfen büyük harflerle yazmayın. Yorumunuzu küçük harflerle yeniden yazdım. Çünkü tamamı büyük harflerle yazılmış yazıları okumak zor oluyor hem insanlar satırları karıştırıyor, rahat okuyamıyorlar. Tekrar teşekkür ederim.

  7. ahmet dedi ki:

    selamın aleyküm bende sizlere cok teşekürler ediyorum yorumlara yer verip zaman ve vakit ayırıp sevgi tadında renkler sundugunuz için yerlere kadar egilirim.allah tevazumuzu artırsın inşallah.kendine vee habibine bizleri sevgili eylesin ey kimsesizlerin kimsesi ey gariplerin bicarelerin bir tek olan caresi.ey boynu bükük kırık kalpli muhammedilerin yegane secdegahı.bizler neyapsakda seni hakıyle övemeyiz akıllarımız seni idrakten dillerimiz seni övmekten acizdir ancak sen kendi kendini hakıyle övebilirsin.sen paksın pakı seversin bizleri pak eyle ey kerem sahibi rabbimiz iki cihanda sevgilimiz maksudumuz ensin.ne olur yarabbi yaratılmış hiç kimseyi yakma .sen affetmeyi bagışlamayı seversin ey şanı yüce olan kucak dolusu sonsuz selamlar sevgiler esen kalın

  8. E. Ali dedi ki:

    Allah razı olsun. Dualarınıza binlerce âmin diyorum.Ama şu tür duaları etmeye dilim varmıyor: “Allahım yakma / cehenneme atma..”Çünkü insanoğlunun ne kadar “bile bile” haddini aştığını görüyoruz. Ben de dahil.Sadece kusurlardan af dilemeli, özür dilemeli. O’nun işine karışmak gibi olmasın. Bana benden daha merhametli iken O benden daha çok ister benim cehenneme düşmememi. Öyle değil mi? O halde bana düşen şey kusurlarımdan af dilemek, haddimi bilmek, onun rızasından başka şeye talip olmamak, nimetlere hep şükretmek olmalı. Hem O beni cehenneme atmaktan razı olacaksa varsın atsın diye düşünmem gerekir. Önemli olan tek şey O’nun rızasıdır. Başka hiçbir şeyin hiçbir önemi olamaz.Haddimizi aşıp cehennem ateşinin çekim alanına giriyorsak "Allahumme ecirnê minennar" diye dua etmeliyiz.

  9. AHMET dedi ki:

    merhabalarbende diyorum ki herşey boş yanlız size bir şey yazmak istiyorum kıt aklımlaboş olan gönlümle ve affınızlaher halden bir mana çıkar hissedersin ama bilemezsinadı yoktur ne akılda ne gönülde gönülde midir hal akılda mı bilinmezO ilham eder bilinmeze zamanı geldiğindeakla da düşer gönlüle de……iş onun içindir ki ne konuşsak boşş…..